1. Ana Sayfa
  2. Doğa
  3. Yenilenebilir ve Yenilenemez Enerji Kaynakları Nelerdir?

Yenilenebilir ve Yenilenemez Enerji Kaynakları Nelerdir?

Yenilenebilir ve Yenilenemez Enerji Kaynakları Nelerdir

Yenilenebilir ve Yenilenemez Enerji Kaynakları

Fiziksel olarak iki ana enerji kategorisi vardır: yenilenebilir ve yenilenemez enerji kaynakları. Yenilenemeyen enerji kaynakları kısaca, ikmal edilmeleri ve sunumu uzun sürdüğü için sınırlı miktarda mevcuttur ve bu sebeple kullanım alanları oldukça geniştir. Yenilenemeyen enerji kaynaklarının yenilenebilir enerji kaynakları ile arasındaki en büyük farkları (veya avantajı), bunları kullanan santrallerin talep olduğu takdirde daha fazla güç üretebilmesidir. Yenilenemeyen enerji kaynaklarının örneklerini şu şekilde verebiliriz:

  • Kömür
  • Nükleer
  • Petrol
  • Doğal gaz

Yenilenebilir kaynaklar ise kendilerini yeniler ve tekrar kullanılabilir, beş bilinen yenilenebilir enerji kaynağı şunlardır:

  • Güneş
  • Rüzgar
  • Su (hidro)
  • Bitki ve hayvanlardan biyokütle veya organik materyaller
  • Yerden doğal olarak oluşan ısı şeklinde tanımlanan, jeotermal.

Vikipedi‘ye göre yenilenebilir enerji kaynakları uzun vadede sınırsız arz avantajına sahipken, kullanılabildikleri alanlar oldukça sınırlıdır.

Örneğin, güneş her gün doğar, ancak hava bulutlu olduğunda güç üretme kabiliyeti sınırlıdırDiğer bir dezavantajı da, enerji santrali operatörlerinin, aynı anda birçok insanın klima çalıştırdığı sıcak bir günde olduğu gibi, insanlar daha fazla güç tüketirken yenilenebilir enerji üretimini hızlandıramamasıdır.

Bazı coğrafyalardaki insanlar, talebin düşük olduğu durumlarda, daha sonra talep arttığında kullanmak üzere yenilenebilir kaynaklardan elektrik kullanabilmek için büyük pillerle enerjiyi depolayarak bu sorunu çözmeye çalışır.

Yenilenemez Enerji Kaynakları ve İklim Değişikliği

Yenilenebilir ve Yenilenemez Enerji Kaynakları

Enerji üretmek için kömür, doğal gaz ve petrol yakıldığında karbondioksit gibi ısıyı hapseden gazlar açığa çıkar. Bu ısıyı hapsetme süreci iklim değişikliğini yönlendiren şeydir ve bu sorunu çözemiyor olmamız, mevcut iklim krizinin etkilerini artırıyor.

Fosil yakıtlar, Dünya’nın kabuğunda bulunan ve jeolojik geçmişte canlı organizmaların kalıntılarından oluşan, karbon, kömür veya gaz gibi hidrokarbon içeren maddelerdir. Bu enerji kaynakları dünyadaki sera gazı emisyonlarının çoğunu oluşturmaktadır.

Birleşmiş Milletler tarafından dünyaya tavsiyelerde bulunma yetkisine sahip bir grup uluslararası bilim insanının gerçekleştirdiği Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin en son raporuna göre, emisyonlar kontrol altına alınmadan devam ederse, atmosfer 2040 yılına kadar endüstri öncesi seviyelerin çok daha üstünde bir sıcaklığa sahip olacak.

Bilim insanları, sıcaklıktaki bu artışın şiddetli su kıtlığı da dahil olmak üzere gezegendeki yaşamı ciddi ölçüde tehdit edeceğini söylüyor; daha fazla hava kirliliği; yükselen deniz seviyeleri, habitat kaybı; sıcak hava dalgası; Batı Antarktika ve Grönland’da buz tabakalarının erimesi gibi felaketler muhtemel görülüyor.

Son 150 yılda, atmosferdeki bu gazların artmasının büyük çoğunluğundan insanlar sorumludur ve fosil yakıtların araba kullanmak gibi faaliyetlerle devamlı olarak kullanılması bu emisyonların en büyük kaynağıdır.

Nükleer Enerji Hakkındaki Tartışmalar

Yenilenebilir ve Yenilenemez Enerji Kaynakları

Uzmanlar, nükleer enerjinin yenilenebilir mi yoksa yenilenemez bir enerji kaynağı mı olması gerektiğini tartışıyor. Nükleer enerji, herhangi bir hava kirliliği yaratmadığı veya karbondioksit yaymadığı için temiz enerji olarak kabul edilir, ancak atomların bölünmesi süreci olan nükleer fisyon yoluyla enerji üretir.

Bu nedenle, nükleer enerjinin destekçileri yenilenebilir olarak kabul edilmesi gerektiğini savunuyorlar.

Nükleer enerji savunucuları, rüzgâr, güneş ve diğer yenilenebilir kaynaklara yapılan yatırımlarda bile nükleer enerjinin gerekli olduğunu, çünkü bu olmadan iklim değişikliğinin en kötü etkilerini bertaraf etmek için emisyonları yeterince hızlı azaltamayacağımızı düşünüyorlar. MIT araştırmacıları, konuyu tablolar halinde inceleyen 2018 tarihli bir makalede, nükleer enerjinin katkıları olmadan “derin karbondan arındırma hedeflerine ulaşmanın maliyeti önemli ölçüde artar” dediler.

İlgili Makale
Az Bilinen Alternatif Enerji Kaynakları

Bu yaklaşımı eleştirenlerin en büyü tezi, hem uranyum madenciliği ve rafine edilme sürecinin hem de nükleer santrallerin inşasının yoğun bir enerji gerektiriyor olması. Nükleer enerjinin en dikkat çeken dezavantajı da, gezegenimizdeki sınırlı miktarda uranyum yatakları ve nükleer reaktörlerden zararlı atıkların oluşmasıdır.

Bu nedenlerden ötürü, birçok ülkenin enerji enformasyon bilgi idaresi birimleri nükleer enerjiyi, yenilenemez bir enerji kaynağı olarak görüyor.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap