1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. Ya Dünya’mızın Satürn Benzeri Bir Halkası Olsaydı?

Ya Dünya’mızın Satürn Benzeri Bir Halkası Olsaydı?

Ya Dünya'mızın Satürn Benzeri Bir Halkası Olsaydı

Gelin sizlerle biraz gezegenleri düşünelim, en sıra dışı şekle sahip olan Satürn’ü ele alalım mesela. Satürn’ün halkaları, ona Titanların kralının adını taşıyan bir gezegene yakışan, eşsiz bir ihtişam katar. Neredeyse tamamı buz parçacıklarından oluşmuş ve binlerce kilometre genişlikteki Satürn halkaları, bu gezegenin en dikkat çeken ve büyüleyici özelliği şüphesiz; Satürn 1610 yılında ilk kez Galileo Galilei tarafından gözlemlenmişti.

Halka ile süslenmiş bir Dünya nasıl olurdu? Uzay ve bilim kurgu illüstratörlerinden olan Ron Miller, gezegenimiz Dünya’nın Satürn gibi halkalara sahip olması durumunda gökyüzünün ne gibi bir görüntüye bürüneceğine dair olağanüstü çalışmalar yaptı.

Halkaları yerleştirmek için en uygun yer ekvator bölgesidir, ayrıca bu sebeple halkalar her enlemden farklı bir görüntüye ulaşacaktır. Örnek vermek gerekirse Ekvador ülkesinin Quito kenti tam anlamıyla ekvatorun üzerinde bulunuyor, iç kenardan halkaları görürsünüz, tam ekvatorun ortasında olduğu için halkalar düz bir şerit halinde görünecektir.

Görsel: Ron Miller

Kuzey Kutup bölgelerinde ise halkalar, aşağıdaki gibi ufukta yer alan bir tümseği andıracaktır.

Görsel: Ron Miller

Biraz daha ılıman enlemlere gelindiğinde halkalar, havada yer alan ve gökyüzünün bir ucundan diğerine geçen devasa bir kemer gibi görünecektir. Aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi.

Görsel: Ron Miller

Güzel yanı ise şu, bu eşsiz ve parlak halkalar devamlı olarak aynı noktada kalırlar. Yani güneş gibi bir gelip bir gitmezler. Bu kozmik harikası, hem geceleri hem de gündüzleri tam manzara izleyebileceğimiz eşsiz bir yer olarak baki kalacaktır.

Dünyanın “Olası” Halkaları Hangi Elementten Olabilir?

Tamamen varsayımsal olarak konuştuğumuz Dünya’nın halkaları, elbette Satürn’de bulunan halkalardan ciddi ölçüde farklı bir yapıda olacaktır; en basit tabirle buz olmayacağına eminiz. Dünyamız, Güneş’e Satürn’den çok daha yakın olduğu için, halkaların buz olması durumunda kolaylıkla erimesine sebep olacaktır. Ve belki de kutup soğukluğunda yağmurlara…

Peki, halkalar herhangi bir kayadan olabilir mi, veya kayalıklardan oluşması karanlık görüneceği anlamına mı gelir? Örnek vermek gerekirse ay taşı, ciddi bir ölçüde gridir ve kendisine gelen ışığın yüzde 12’sini ancak yansıtır.

Peki, iyi güzel de Dünya’nın halkalarının parlaklığı ne kadar olurdu? New York City’de bulunan Columbia Üniversitesi’nde astrobiyoloji direktörlüğü görevini yürüten Caleb Scharf “Dünya’mızın atmosferine, metrekare başına 1300 wattlık devasa bir güneş enerjisi geliyor. Halkalar bu ışığın çok az bir kısmını bile yansıtsa, bunun dünya yüzeyine etkisi oldukça fazla olacaktır.” açıklamasında bulundu.

Halkalar Ne Kadar Yakınımızda Olurdu? Uçaklar Sorun Yaşar Mıydı?

Tamamen varsayımsal yaklaşarak yapılan tahminlere göre halkaların olabileceği en yakın yer, termosfer adıyla tanımladığımız ve 1.000 kilometrelik yükseltiye ulaşan nokta. Bu sebeple, 11 kilometrelik yüksekliğe ulaşabilen uçakları çok seri bir şekilde icat etsek hiç de fena olmaz (Uzaya nasıl gidileceğini henüz tartışmadık bile!). Ayrıca kayalıklardan oluşan halkalara sahip olmak, her gece kopup düşen halka parçalarının “yıldız kayması” benzeri bir şekilde yanarak düşüşünü izlememize sebep olacaktır.

Sonuca gelecek olursak, Dünya’mızın olası dış halkaları muhtemelen gezegenimize Ay’dan daha yakın görünecektir.

Mitolojiye Etkileri Nasıl Olurdu?

Gökyüzündeki konumu ve duruşu hiç değişmeyen bu halkalar, muhtemelen birçok mitolojinin ana ve kilit konularından biri olacaktı. Özellikle ılıman enlem bölgelerinde halkaların bir kemeri andırıyor olmasının, “cennet ile Dünya” arasında bir köprü olarak sembolize edildiğini şimdiden görür gibiyiz.

Ayrıca halkalar, her enlemde farklı bir görünüme sahip olacağı için, çeşitli bölgelerde yaşayan insanların bu halkalarla ilgili yorumları da ciddi ölçüde değişecekti.

Ayrıca bu halkalar, insanları Dünya’yı dolaşmaya da teşvik edebilirdi. Tıpkı bir gökkuşağının nerede bittiğini merak eden insanlar gibi, halkanın “nerede bittiğini” merak eden canım insanlarımız Dünya’yı bu masum amaçla dolaşacaktı.

Hadi biraz ciddileşelim, Dünya’mızın halihazırda bir halkaya sahip olması zaten mümkün. Gezegenimiz ortalama 4,5 milyar yıl öncesinde ortaya çıktı ve yapılan bazı araştırmalar, Ay’ın Dünya’nın oluşumundan kısa bir süre sonra oluştuğunu gösteriyor. Ayın nasıl oluştuğuna dair teoriler ortaya atıldığında ise, bizim ütopik “halkalı Dünya” gezegenimiz olası bir hal alıyor (en azından geçmişte). Ay’ın oluşumu ile ilgili, iki proto-gezegenin veya embriyo (oluşma aşamasında) halindeki dünyanın çarpışmasından oluştuğuna dair bir teori mevcut. Çarpışanlardan biri, henüz yeni ortaya çıkan Dünya, diğeri ise Yunan mitolojisine göre Thea adındaki Mars boyutlarında bir kaya. Bu çarpışma, Dünya’nın yörüngesinde geçici bir süreliğine de olsa kayalık bir halkanın oluşmasına sebep olabilirdi. Belki de oldu (ve kayboldu), henüz bilmiyoruz!

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap