1. Ana Sayfa
  2. Doğa
  3. Virüsleri Yiyen Tek Hücreli Canlılar: Protistler Nedir

Virüsleri Yiyen Tek Hücreli Canlılar: Protistler Nedir

Virüsleri Yiyen Tek Hücreli Canlılar- Protistler

Okyanusta bulunan ufacık tek hücreli canlılar, virüs yiyen ilk organizmalar olabilir. Bilim insanları, protist olarak bilinen bu tek hücreli canlıları, Maine Körfezi’nin kıyı şeridinden ve İspanya’nın Katalonya kıyılarından topladılar. Choanozoans ve picozoans olarak adlandırılan iki farklı protist grubuyla ilişkili bir dizi viral DNA buldular; bu tek hücreli canlıların bazılarının yakından ilişkisiolmamasına rağmen, iki grubun birçok üyesinde aynı DNA dizileri ortaya çıktı.

Maine’deki Bigelow Okyanus Bilimleri Laboratuvarı’nda görev yapan biyoinformatikçi başyazar Julia Brown, “Bu iki mikroorganizma arasında, ağaçlarla insanların (organizmaları) arasındaki kadar büyük bir fark var” dedi. “Bu tek hücreli canlıların, içinde bulunduğu organizmaları enfekte etme kabiliyetine sahip olması çok ama çok düşük bir ihtimal.” diye de ekledi.

Bir dizi testin ardından Brown ve meslektaşları, protistlerin virüsleri tesadüfen ya da kasıtlı olarak yedikleri sonucuna vardılar. Ekip, tüm bulguların bugün birçok online platformda yayınlandığını da açıkladı (24 Eylül 2020). Bu keşfe göre küçük bakterilerden, bitkilere ve mavi balinalara kadar her şeyi birbirine bağlayan besin zincirleri hakkında düşüncelerimizi yeniden şekillendirebiliriz.

Bununla birlikte, ekipte bulunan diğer bir uzman yaptığı açıklamada, bu çalışmanın sonucunun “Protistler virüsleri kesin olarak yiyor” demek olmadığını belirtti.

Araştırmaya göre tek hücreli canlıların yapısı, bu virüs parçacıklarının hücreye nasıl girdiği ve nasıl sindirildiği sorusuna henüz cevap veremiyor. Bu protistlerin virüsleri nasıl ve nasıl yuttuğunu ve eğer yiyebiliyorlarsa, bu mikroskobik atıştırmalıklardan ne kadar besin kazandıklarını göstermek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu ortada.

Bu Tek Hücreli Canlılar Besin Zincirinin Yeni Halkası Mı?

Söz konusu tek hücreli canlıların (protist) virüsü yemeleri ile ilgili henüz çok az sayıda çalışma var. 

Geçtiğimiz günlerde, protistlerin virüs yediğine dair kanıtlar elde etmek için Stepanauskas ve ekibi açık okyanusa gitti. Ekip Maine Körfezi ve Akdeniz’den yaklaşık 1.700 tek hücreli protist topladı; choanozoans ve picozoans (protist türleri) türleri Maine Körfezi’nden alınan su örneklerinde bulunsa da, 10’dan fazla farklı protist grubuna ait hücreler elde ettiler. Ekip daha sonra sudan alınan örnekler, fiziksel özelliklerine göre sıralayan bir cihaz (bu cihaza akış sitometrisi denir) aracılığıyla gönderildi. 

Brown, tek hücreli canlılara uygulanan bu genom toplama tekniğinin “Genomik DNA ile hücrede daha önce bulunan herhangi bir DNA arasında ayrım yapmadığını, bu nedenle viral DNA’yı ve orada ilgili olabilecek diğer bakterileri görebilmemizin nedeni budur” dedi. Genel olarak bu viral DNA, Maine Körfezi’nden gelen protistlerin yaklaşık %51’inde ve Akdeniz’den gelenlerin %35’inde ortaya çıktı, bu virüslerin çoğu bakterileri enfekte eden virüslerdi. Ancak, choanozoans ve picozoans protist grupları içinde, örnek olarak alınnaların %100’ü viral DNA dizilerini içeriyordu, ancak karşılaştırıldığında çok az bakteriyel DNA izi vardı. Bu, protistlerin enfekte olmuş bakterileri yemekten ziyade, virüsleri izole ettiklerini ima eder.

Protistler Hakkında Bilinmeyenler Hala Çok Fazla

Tüm verilere rağmen, protistlerin enfekte olmuş bakteri hücrelerini tüketme olasılığı da dahil olmak üzere, viral DNA’nın protistlerde nasıl ortaya çıktığı konusunda hala netlik yok ve alternatif çalışmalar devam ediyor. Araştırmacılar kafa karışıklıklarını ortadan kaldırmak için, protistlerde bulunan viral sekansların, bakteri hücrelerinde aynı seviyede olup olmadığını ve bu bakteri hücrelerinin, protistlerin hücre yapısında ne sıklıkta göründüğünü kontrol etmek zorundalar. Ayrıca, eğer bu virüsler gerçekten birer besin kaynağıysa, sahip oldukları besin değerlerinin de hesaplanması gerekiyor.

Bununla birlikte, choanozoans’ın bakteri tükettiği bilinirken, picozoans’ın besin alışkanlıkları hala gizemini koruyor. 2007 yılında Plus ONE dergisinde yayınlanan bir rapor, picozoaların beslenme kanalının, bakteri hücrelerini yakalamak için çok küçük olduğunu, ancak virüsleri alabilecek ve 150 nanometreden daha küçük parçacıkları yutacak kadar büyük olduğunu paylaştı. Picozoa türü protistler, okyanustaki tek hücreli canlilar arasında en gizemli olanlardan biri. Bu tip protistler, kıyı şeritlerinde yaşayan protistlerin yaklaşık %15’ini oluşturuyor. Bu nedenle picozoans türü protistlerin, virüsleri yutup yutmadığını öğrenmek, okyanustaki besin döngüsüne dair anlayışımızı yeniden şekillendirebilir.

Deniz protistlerinin ve deniz virüslerinin biyokütlesini birleştirirseniz, bu biyokütle okyanuslarda bulunan tüm balinaların (çok hücreli canlı örneği olarak bunu seçtik) birleşiminden çok daha büyük olacaktır. Benzer araştırmalar, tek hücreli canlılar alemi içindeki paramesyum, alg ve amip gibi canlılar üzerinde de sürüyor.

Virüslerin sadece hücreleri enfekte etmekle kalmayıp aynı zamanda gıda ağında kritik bir düğüm olarak görülebileceğinin buluşu “farklı bir düşünce biçimini” temsil ediyor. Virüsleri yiyen protistler, hem bakteriyel hücreleri enfekte eden mevcut zararlı virüs sayısını sınırlıyor, hem de besin maddelerini virüslerden; besin zincirinin daha yüksek seviyelerine çıkararak tüm deniz ekosistemini olumlu etkiliyor.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap