1. Ana Sayfa
  2. Keşfet
  3. Uzay Kirliliği ve Nedenleri Nelerdir?

Uzay Kirliliği ve Nedenleri Nelerdir?

Uzay Kirliliği Ve Nedenleri Nelerdir?

Uzay kirliliği (space pollution) ne demektir, nasıl oluşur ve nasıl önlenir gibi soruları cevaplamadan önce, bilim insanlarının Dünya’da yaşayabilecek maksimum insan sayısının dokuz ila on milyar arasında olduğunu tahmin ettiklerini, mevcut nüfusun ise 2050 yılında dokuz milyarı bulacağını öngördüklerini belirtelim. Yani aşırı nüfusun, dünya için çok büyük bir sorun haline gelmesine tahmini olarak 30 yıl var.

Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları veya girişimciler, uzay keşifleri için uzay ajansları geliştirdiler (Elon Musk, Jeff Bezos gibi…). Bu ajanslar hem Dünya ve Ay yörüngesinde birçok çalışma yürütüyor, peki tüm bu çalışmaların amacı ne? Biz söyleyelim: uzayda kolonileşmek!

Peki, uzay halihazırda bizlerin çöpleriyle dolmuş olsaydı, bu kolonileşme nasıl etkilenirdi?

Uzay keşifleri sırasında oluşan her türlü kaza uzay kirliliğine sebep olmaktadır.

Kısaca Uzay Kirliliği Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

NASA çalışanı bilim insanı Donald Kessler, 1978’de yazdığı bir makalede; uzayda insan yapımı nesnelerin her çarpışmasının, parçalar çarpışma anında parçalandıkça oldukça fazla şarapnel ve enkaz oluşturduğu konusunda uyardı.

Uluslararası Uzay İstasyonu, çok sık olmasa da yılda ortalama iki kez, uzay çöplerinin neden olduğu olası feci çarpışmalardan kaçınmak için yön değiştiriyor.

Tahminler değişiklik gösterse de uzayda yaklaşık 4.000 aktif ve pasif uydu var. Bazıları mikro milimetre boyutunda olan 500.000 bitlik yüzen uzay yığını, uzay boşluğunun zamanla daha da kirlenmesine sebep oluyor.

Uzay kirliliğinin oluşumu hem doğal (meteoroid) hem de yapay (insan yapımı) parçacıklardan kaynaklanıyor. Göktaşları güneşin yörüngesinde dolanırken, çoğu insan yapımı çöp ise Dünya’nın çevresinde dönüyor. Bu nedenle, insan yapımı uzay kirliliği genellikle “yörünge enkazı” olarak adlandırılır.

Bunlar arasında bozuk uzay araçları, terk edilmiş fırlatma araçları, insanlı görevlerde kullanılmış enkaz ve parçalanma enkazları da oldukça fazla bulunuyor.

Tahminler, şu anda Dünya’nın yörüngesindeki çöplerin bir beyzbol topundan daha büyük ve 20.000’den fazla parçacıktan oluştuğunu gösteriyor. Nispeten küçük bir yörünge enkazının bir uyduya veya bir uzay aracına ciddi şekilde zarar vermesine sebep olabilecek şekilde saatte 20.000 km’lik hızla yol alıyorlar. Ek olarak, 500.000 adet veya daha büyük mermer yığınları da bu şekilde uzayda dolanıyor. Bunların haricinde takibinin yapılabilirliği çok zor olan küçük ve milyonlarca enkaz parçası mevcut…

NASA’nın uzay kirliliğiyle ilgilenen bilim insanlarından Nicholas Johnson, “Uzay görevlerine dair en büyük risk, takip edilemeyen uzay çöplerinden geliyor” dedi.

Büyük resmi yavaş yavaş görmeye başlıyoruz muhtemelen, bu uzay çöpleri gelecekte yapılacak olası uzay yolculukları için ciddi ölçüde tehlike arz ediyor.

Uzay Kirliliğinin Yol Açabileceği Bazı Sonuçlar

500.000’den fazla parça enkaz veya “uzay çöpü” Dünya’nın yörüngesinde devamlı olarak dönüyor. Uzay kirliliğinin artışı uzay araçlarına ve özellikle de Uluslararası Uzay İstasyonuna, uzay servislerine ve insan yolcuların bulunduğu diğer uzay araçlarına yönelik tehlikeyi tehditleri artırıyor.

NASA, çarpışmaları tahmin etmek için uzaydaki çöpleri izliyor ve bu tür felaketlere hazırlıklı olmak için uzun süredir hazırladıkları kılavuzlardan faydalanır. Bu yönergeler, mevcut uçuş kurallarının bir parçasıdır ve bir enkaz parçalarıyla çarpışma ihtimali oluştuğunda, mürettebat üyelerinin güvenliğini sağlamak için manevra ve benzeri önlemlerin alınmasına dair yollar sunar.

Çoğu zaman, istasyonu hafifçe hareket ettirip uzay çöplerinden kaçabilmeleri için, bir süre önceden mürettebata haber verilir. Bazen ise bu veriler uzay enkazlarını tam olarak saptayamaz ve bu durum oldukça tehlikeli olarak görülür. Bir uzay görevi mürettebatı için en büyük tehlike, görülmeyen bir konumdan gelen uzay çöpleridir.

Olası çarpışmalardan kaçınmak için yapılan manevralar genelde çok küçüktür ve tahmin edilen çarpışma zamanından bir ila birkaç saat önce gerçekleşir. Söz konusu bu manevralar sadece birkaç saat içinde planlanabilir ve hızla uygulanabilir. Bu süre bazı uzay ajanslarında 30 saate kadar çıkabilir ve oldukça değişkendir.

2009 yılında, iki adet çalışır haldeki uydu arasındaki ilk büyük çarpışmaya tanık olduk (bir ABD Iridium uydusu ve bir Rus Kozmosu). Çarpışma sebebiyle dünya yörüngesine binlerce parçacık yayıldı ve “uzay kirliliği” artışına maalesef ciddi bir katkı verdi. Ulusal Araştırma Konseyi’nin 2011 yılına ait raporu, Dünya yörüngesindeki çarpışmaların zamanla daha yaygın hale geleceğini ön görüyor.

Uzay Kirliliği Hakkında Gerçekler

Güneş sisteminin genelinde yüz milyonlarca parçadan uzay çöplerinin yüzdüğü tahmin ediliyor. Bazıları bir araba veya kamyon kadar büyük iken bazıları da gözle görülemeyecek kadar küçük yapıdadır.

NASA, roket fırlatma ekipmanlarının, uzay aracı parçalarının ve uzaydaki çarpışmaların neden olduğu parçacıkları devamlı olarak izler, bu izlenen parçacıklar Dünya etrafında saatte 36.000 km’lik hıza kadar dönen çöplerdir.

Dünya’nın sahip olduğu yerçekimi alanı, çok sayıda uzay çöpünü içine ve onları Dünya’nın atmosferinde yanana kadar aşağı aşağı çeker. Bilim insanları, Dünya atmosferinin 1.000 km’den daha yüksek rakımlarında bulunan uzay çöplerinin, yörüngede yüz yıl veya daha uzun süre kalabileceğini tahmin ediyor.

Uzay Ajanslarının Kirlilik İçin Çözüm Önerileri ve Mevcut Uygulamalar

Jason Held, uzaydaki çöpleri temizlemeye yardımı olacağını umduğu bir cihaz icat eden bir bilim adamı. Sydney Üniversitesi’nin robotik alanında doktora derecesine sahip ve üniversitenin uzay mühendisliği laboratuvarının kurucusu. Laboratuvarda birçok roket motoru üretti ve uzay uyduları geliştirmeye önderlik etti.

Held, kendisinin ve ekibinin icat ettiği örnek niteliğindeki cihazın, uzay çöplerini yanıp yok olmaları için atmosfere geri sürükleyebileceğine dair büyük umutlar besliyor. DragEN adı verilen modül, ağırlığı 100 gramın biraz altında olan oldukça küçük bir cihazdır. Uydulara ve diğer uzay araçlarına bağlanabilir.

DragEN kullanıldığında, gezegenin manyetik alanında dolaşırken elektrik ve manyetik kuvvetleri yakalayan yüzlerce metrelik iletken bir malzemeyi makaradan çıkarır. Bu kuvvet, yakaladığı uzay çöplerini yanmak üzere Dünya yörüngesine bırakır.

Bugün Held, DragEN’i ilk kez ürettiği Sabre Astronautics’e liderlik ediyor ve dünyanın dört bir yanındaki uzay görevleri için hayati bir sorun olan uzay çöplerinin yok edilmesine yardımcı olacağına inanıyor.

Jason Held, uzay kirliliğini azaltmak için çalışmalar yürüten tek kişi değil elbet. Avustralya uzay aracı veya uydu sistemleri yapmasa da, uzaydan veri ve bilgiler topluyor. Avustralyalı uzay araştırmacıları, yaklaşık 29.000 parçadan uzay çöpünü izliyor ve uzayda görevli olanları olası çarpışmalara karşı uyarıyor.

Başlangıçta NASA tarafından belirlenen herhangi bir uydunun veya yörüngedeki bir uzay aracının kendi kendini imha etmesine yönelik uluslararası zaman çizelgesi, bir uydunun çalışma ömrünün sona ermesinden 25 yıl sonradır. Bu durum, uzaydaki kirliliği sınırlamak için yapılan çalışmalardan sadece biri.

Uluslararası olarak, bu sorunu ele almak büyük bir önem taşıyor; Milyarlarca dolar değerindeki uydular devamlı olarak uzay çöpleriyle çarpışma tehdidi altındadır. Günümüzde uzaya, eskiye göre çok daha fazla uzay aracı ve uygu gönderiliyor olması bu tehditleri artırıyor.

Birleşmiş Milletler Uzay İşleri Ofisi, uzaydaki kirliliğin azaltılmasına yönelik bazı klavuzlar geliştirmek için NASA ve Avrupa Uzay Ajansı ile birlikte çalışmalar yürütüyor. Ancak Adelaide’deki Flinders Üniversitesi’nden uzay arkeoloğu Dr. Alice Gorman, BM yönergelerinin uzay araştırmalarının birçoğunda uygulanmadığını söylüyor.

İnsanlar su kaynaklarını, havayı ve sokakları çöplerle doldurdu, bu sebepleri göz önünde bulunduracak olursak aynı şeyin Dünya’nın yörüngesinde olması şaşırtıcı değil. Bazı uzay çöpü temizleme misyonları, eski ve işlevsiz uydulara odaklanır ve onları robotik kollarla yakalar, daha küçük parçalar ise lazerlerle yok edilir veya mıknatıslanabileceği materyaller kullanılarak toplanır.

Bir Japon girişimi olan Astroscale, geçtiğimiz yıl fırlattığı “uzay çöpü temizleme uydusu” ile bu alanda büyük bir adım attı diyebiliriz. Astroscale’in geliştirdiği uydu ELSA, Ekim 2019’da tanıtıldı. Bunun dışında hem NASA hem de ESA, uzaydaki çöp statüsünde bulunan nesneleri yakalamak ve onları yörüngeden güvenli bir şekilde çıkarmak için yeni teknolojiler geliştirmeye devam ediyor.

Uzay Boşluğu Zamanla Daha Temiz Olacak Mı?

Uzay çöplerini ve kalıntılarını ortadan kaldırmak adına yapılan tüm bu gelişmeler, Dünya yörüngesinin ve çevresinin daha temiz olmasını sağlayacak gibi görünüyor.

Bu konu hakkındaki birincil endişe, nüfusumuzun uzayda başarılı bir şekilde kolonileşebilmesi için uzayın yeterince temiz olmamasıdır. İnsan nüfusu büyüdükçe ve genişledikçe, insanlığın devamının en olası yollarından biri uzayda kolonileşmektir. Özetle, uzay kirliliği artarak devam ederse bunun sonuçları gelecek için pek de iyi olmayacaktır.

İlgili makale: Uzay araçlarının bilinmeyen özellikleri

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap