1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. Taksonomi Nedir? Canlıların Sınıflandırılması

Taksonomi Nedir? Canlıların Sınıflandırılması

Taksonomi Nedir Canlıların Sınıflandırılması

Çimlerin üzerinde tüylü, iki ayaklı bir yaratık görseniz, bunu insanlara nasıl tarif ederdiniz? Bir kızılgerdan (bir kuş türü) mı? Karatavuk mu? Veya bir dinozor mu? Neyse ki taksonomi bilimi tam da bunun için var. Kısaca tanımıyla taksonomi (taksonomik sınıflandırma), günümüzde birçok canlının birbiriyle olan yakınlığını, akrabalığını kayıt altında tutan bir bilim dalıdır. Taksonominin ne demek olduğu, örnekleri ve keşfiyle ilgili her şeyi makalemizde sizler için bir araya getirdik.

Örneğin bir taksonomistin bakış açısına ve taksonomiye göre, kuşların tümü dinozor olarak kabul ediliyor. Evet, yanlış duymadınız. Birçok dinozor filminde, kuşlar gibi uçan dinozorları görmüşsünüzdür. İşte günümüzde yaşayan tüm kuşlar, bu kanatlı dinozorların zamanla evrimleşmesi ile ortaya çıkmıştır.

Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden evrim ve canlı sistematiklerini inceleyen bir botanikçi olan David Baum’a göre temel olarak taksonomi, “Biyolojik ve evrimsel sınıfları adlandırma, tanımlama ve sınıflandırma bilimidir. Kısaca tüm organizmaları sınıflandırma bilimi de diyebiliriz.”

Taksonomik sınıflandırma, farklı canlıların nasıl gruplandırılması gerektiğini analiz eder. Ayrıca tüm bu sınıflara ayrı ayrı ne isim verileceğinin belirlenmesi de bu bilimin görevlerindendir. Canlı gruplarını, küçük veya büyük gibi ayırımlar yapmaksızın inceler.

Taksonomik sınıflandırma, tür, cins, aile (familya), takım, sınıf, şube (filum, phylum), alem ve alan olarak farklı başlıklar altında yapılır. Alan, en geniş sınıf iken; tür ise en küçük sınıf olarak tanımlanabilir.

Taksonomi ayrıca, bilim insanlarının herhangi bir organizmayı resmen belirlemek için kullandıkları cins artı türlerin iki parçalı binom ismine de karar verir (mesela biz insanlar, taksonomik olarak homo sapiens olarak adlandırılırız).

Homo sapiens benzeri net isimler taksonomiyi, bilim insanları için çok önemli hale getiriyor. Sınıflandırmanın en büyük faydası, her türün farklı ve kendine özgü bir isme sahip olabilmesidir.

Taksonomi Evrimi Yansıtır

Bunun özünde, taksonominin organizmaları birbirleriyle olan ilişkilerine göre gruplaması da yaygındır. Modern taksonomide bu, evrimsel bağlantıları tanımlamak anlamına gelir. Taksonomik bir grup, evrimsel tarihin bir noktasında her zaman aynı atadan gelen birçok organizmayla yakın veya uzaktan ilgili olabilir. Aynı cins içindeki türlerin tümü ortak bir atayı paylaşır. Aynı şey bir ailedeki her cins için de geçerlidir ve bu böyle devam eder.

Bilim insanlarına göre taksonomi, evrim teorisiyle o kadar iç içe geçmiş durumdadır ki, taksonomi bilimiyle ilgilenen birçok bilimci, aynı zamanda evrimsel biyoloji alanında da aktif çalışmalar yürütür.

Birçok taksonomist, bir organizmanın veya organizma grubunun çeşitli özelliklerini inceleyerek, bunları bilinen örneklerle karşılaştırarak ve daha sonra, uygunsa, isimleri yeniden atayarak taksonomik sınıflandırmaların düzenlenmesini sağlar. Taksonomistler, BM’nin Çevre Programı’nın Biyolojik Çeşitlilik Konvansiyonu Sekreterliği’nin açıkladığı gibi, birbirinden potansiyel olarak farklı olan türler arasında araştırmalar yürütebilirler.

Araştırmacılar daha sonra, geçmişte yapılan çalışmalara göz gezdirerek veya benzer örneklerle karşılaştırarak, bu grupların halihazırda bir ismi olup olmadığını kontrol eder. Organizmanın dış ve iç özelliklerine bakarlar, hatta DNA’larını bile analiz ederler. Bu karşılaştırmalar sonucunda hiçbir eşleşme oluşmazsa taksonomistler, taksonomik isimlendirmenin karmaşık kurallarına uygun olarak bir açıklama yazar ve yeni bir tür adı oluştururlar. Daha sonra ise yapılan bu keşfi bir bilimsel araştırma olarak yayınlamak kalır.

Bu tip çalışmalar isimlendirmenin ötesindedir, yani aynı zamanda bir evrimsel keşiftir. Makalemizin daha önceki kısımlarında, taksonomistlerin aynı zamanda evrimsel biyolojiye de katkılarının olduğundan bahsetmiştik. Evrim tarihini yeniden inşa ediyorlar ve devamlı olarak yeni organizmalar keşfediliyor, canlı sınıflarının sayısı artıyor ve evrim teorisi de günden güne güç kazanıyor.

Tüm bu bahsettiklerimiz, taksonomi biliminin evrimsel biyolojiye katkılarına birer örnektir. Eskiden grup veya sınıf ismi verilmiş birçok canlının grubu, zamanla değişikliğe de uğrayabilir.

Örneğin sürüngenler, başlangıçta kertenkeleleri, yılanları, kaplumbağaları ve timsahları kapsıyordu. Kuşlar ise onlardan farklı kabul edildi. Ancak zamanla bilim insanları, timsahların kuşlarla, her ikisinin de diğer sürüngenlerle olduğundan daha yakından ilişkili olduğunu buldular. (Bu, önce morfolojik çalışmalar sonucu ortaya atılan bir iddiaydı, ancak daha sonra moleküler analiz yoluyla doğruluğu kanıtlandı).

Taksonomistler, timsahlar kuşlarla daha yakın akraba olduğundan, “sürüngen” terimini krokodil olmayan üyelere (yılanlar, kertenkeleler ve kaplumbağalar) atıfta bulunmak için ayırabilirdi. Bunun yerine bilim insanları, birçok kuş türünü sürüngenlerle birlikte aynı başlığa topladı ve karışıklığı azalttı.

İlgili Makale
Sürüngenlerin Genel Özellikleri Ve Alt Sınıfları

Taksonomik Sınıflandırmayı Kim Buldu?

Taksonomi, canlıların sınıflandırılması üzerine çalışan bilimdir.

Evrim, taksonomide her zaman bu rolü oynamamıştır. Bugünün hiyerarşik ve sıralama ve gruplandırma sistemi (yani taksonomi), 18. yüzyılda İsveçli bir botanikçi olan Charles Linnaeus tarafından geliştirildi. Linnaeus, o dönemler tam anlamıyla kanıtlanmadığı için Darwin’in evrim teorisine katılmıyordu. Taksonominin evrimindeki ilk büyük dönüm noktası, evrim teorisinin kanıtlanması ve taksonomiyle birlikte incelenmesiyle oldu. Darwin’in teorisi, günümüzde birçok canlının sınıflandırılması konusunda bir temel kaynağı olarak kabul ediliyor.

Bununla birlikte, tam olarak nasıl uygulanacağı ve çalışma şekli 1900’lerin ortalarına kadar belirsiz kaldı. Daha sonra, Willi Hennig gibi birkaç Alman bilim insanı, “Eğer evrimsel tarihi yansıtmak istiyorsanız, o zaman sadece ortak bir atadan gelen bu gruplara isim vermelisiniz” düşüncesi yavaş yavaş bu bilimin gelişiminin fitilini ateşledi.

Günümüzde bu “monofiletik gruplar” veya ortak bir atadan gelen gruplar, taksonomistlerin, ortak ataların soy ağacından ayrılan gruplarla taksonları nasıl tasvir ettiklerini yönetiyor. Bu nedenle, bir ailedeki her cins, ortak bir atayı paylaşmalıdır. Normal bir ağaçta olduğu gibi, canlıların soy ağacında da tüm dallar (yani canlılar) dikkate alınır ve hepsi farklı isimlerle çağırılır.

Taksonominin değişme ve gelişme sürecinde yaşanan olaylar, evrim teorisinin de günden güne gelişmesini sağladı. Özellikle DNA analizinin ortaya çıkması, organizmaların birbirleriyle nasıl ilişkisi olduğunun daha doğru bir şekilde ölçülmesini sağladı. Günümüzde devamlı olarak uygulanan tüm bu sınıflandırma işlemleri, DNA analizleri sayesinde hızla yürütülüyor.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap