Etiket: yamyam balagonda adamı

Homo Sapiens Balangodensis: Yamyam Balagonda Adamı

Sri Lankalılar boylarıyla pek ön plana çıkmayan bir millettir (ortalama bir yerli erkek 1,50 ila 1,65 santimetre boyundaydı). Ancak on binlerce yıl önce bu devasa adada, bugün ortalama bir Lankalı ailenin yanında yan yana durdukları takdirde, onlara göre dev olan bir insan yaşıyordu. Yamyam Balagonda Adamı olarak bilinen bu eski insansı primat, yaklaşık 174 cm yüksekliğinde (dişileri ise 166), güçlü kemikler ve kalın bir kafatasına, ağır çenelere ve büyük dişlere sahipti ve oldukça farklı bir yapıya sahipti. İyi ki günümüze kadar biraz farklılaşmışız dediğinizi tahmin edebiliyoruz.

Balagonda Adamı (Homo sapiens balangodensis), Mezolitik çağda yaşamış, anatomik olarak modern, ilk insanlardandı ve adını, bu esrarengiz insansı primatın iskelet kalıntılarının ilk keşfedildiği Balangoda yakınlarındaki arkeolojik alanlardan alıyordu.

Balagonda Adamının (Balangoda Man) Kökeni

Homo Sapiens Balangodensis, Homo Sapiens’in ilkel ırklarından biridir.

Modern insanlar (yani homo sapiens) adada en az milattan önce 125.000’den bu yana var olmasına rağmen, Sri Lanka’nın tarih öncesi kaydı, yaklaşık milattan önce 34.000’den çok daha yakın bir zamana denk geliyor ve insan yerleşimlerinin en belirgin kanıtları bu zamana dayanıyor. Bu tarih öncesi insanlar Balangoda kültürlerine ait olarak kategorize edilir.

Tarihçi K. M. De Silva’ya göre, Mezolitik ve Neolitik çağdaki tarım faaliyetlerine dair bulgular Sri Lanka’nın birçok yerinde bulundu. Balangoda Man ayrıca nasıl ateş yakılacağını da biliyordu. Bununla birlikte De Silva, yiyecek kalıntıları arasında kalsine edilmiş kemiklerin bulunduğunu ve eti zaman zaman çiğ yediklerini de söylüyor. Bir de yamyamlık var tabii, kendilerinden olan insanların da etini yiyorlardı ve bu sebeple yamyam balagonda adamı olarak da anılırlar. Bulgular, balangoda Adamının farelerden salyangozlara ve küçük balıklardan yılanlara, hatta fillere kadar akla gelebilecek her tür hayvanı yediğini öne sürüyor. İskelet kalıntılarının sağlamlığı ise bunun aslında dengeli ve sağlıklı bir diyet olduğunu gösteriyor.

Kullandıkları El Araç-Gereçleri

Balagonda adamı, Mezo-Neolitik çağdan kalan mikrolitler ve el baltalarından (fil kemiğinden yapılmış) sambar boynuzlarından oyulmuş hançerlere kadar yenilikçi aletleri kullanmasıyla da biliniyor. Süs balıkları kılçığı, deniz kabukları ve köpek balığı omurlarından yapılan boncuklar, deniz kabuğu pandantifleri ve cilalı kemik aletler gibi kültürel keşifler de yapılmıştır. Deniz kabuklarının, köpekbalığı dişlerinin ve köpekbalığı boncuklarının farklı mağara alanlarında görülme sıklığı, arkeologları, hinterlanddaki tarih öncesi insanın 40 km uzakta bulunan kıyı ile doğrudan temas halinde olduğuna inandırdı.

Yaşam Alanları

Anatomik olarak modern insan yerleşimlerinin en eski kanıtı, Fa Hien mağarasından geliyor. Kuruwita yakınlarındaki Batadomba-lena’da (Milattan Önce 28.500-11.500), Kitulgala’da Belilena’da (Milattan Önce 27.000-35.000) ve Kegalle yakınlarındaki Attanagoda’da (M.Ö 10.500) Alu-lena’da başka kanıtlar da bulundu. Radyokarbon tarihleme ile elde edilen bu veriler, milattan önce 6,500’e kadar uzanan Embilipitiya yakınlarındaki Bellanbandi Palassa açık hava sahasından gelen verilerle destekleniyor.

Deraniyagala’ya göre bu insan kalıntıları detaylı fiziksel antropolojik incelemelere tabi tutuldu. “Sri Lanka’daki bu modern tarih öncesi insanlardan, popüler tabirle Balangoda Adamı olarak bahsediliyor.” açıklaması da ona ait.

Vedda Halkıyla Olan Bağlantısı

Sıra dışı (Sri Lanka halkı çok kısaydı, balagonda adamı 1,76 boyuyla onlara göre dev gibiydi) boyları ve sağlam kemik yapıları, diğer özelliklerinin yanı sıra, Vedda kabilesi ve bazı Sinhalese grupları arasında hayatta kaldı ve Deraniyagala’nın Balangoda Adamı’nın her iki halkın ortak atası olduğunu teorileştirmesine yol açtı.

Ancak Balagonda Adamının homojen bir ırk olduğu fikri birçok arkeolog tarafından reddediliyor. Paleolitik devirden itibaren en güneydeki Hindistan ile Sri Lanka arasında (her iki yönde) bazı gen akışları olmuştu ve farklı insan ırkları birbiriyle melezlenmişti. Bu sebeple balangoda insanının homojen bir ırk olmadığı düşünülüyor.

Balagonda Adamı homojen bir ırk olmasa bile, Sri Lanka bölgesine oldukça yayıldıkları düşünülüyor. Bulgulara göre balagonda adamı, Maha-eliya (Horton Ovaları) gibi nemli ve soğuk yüksek ovalardan Mannar ve Wilpattu’nun kurak ovalarına, Sabaragamuwa’nın tropik ekvatoral yağmur ormanlarına kadar Sri Lanka’nın neredeyse her köşesine yerleşti.

Kampları her zaman küçüktü ve genelde 50 metrekareden küçük bir alanı tercih ediyorlardı, bir kampta ise en fazla birkaç çekirdek aile bulunuyordu.

“Bu yaşam tarzı Sri Lanka’daki Vedda’lıları, Hindistan’ın Kadar, Malapantaram ve Chenchus’ları, Andaman adaları ve Malezya’nın Semang’ları için tarif edilen yaşam tarzıyla birebir uyuşuyordu. Yıllık yiyecek arama döngüsü ise göç ederek avlanma şeklinde işliyordu. Mağaralardan ve diğer yerleşim yerlerinden elde edilen kanıtlar, çok çeşitli bir besin havuzuna (birçok bitki ve hayvan) sahip olduklarını gösteriyor.

K. M. De Silva, Balangoda Adamı ile Vedda kabileleri arasındaki bağlantılara dair bazı araştırmalar yaptı. Vedda yerlilerinin, bugün hala bölgede yaşayan etnik gruplar arasında Balagonda Adamına fiziksel olarak en yakın olduğunu belirledi ve bir akrabalık ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor.

Tarih önceki devirlerde Hintli insanlar Sri Lanka’ya giden yolu keşfettikçe, tarih öncesi diğer insan ırkları onlarla savaşmak zorunda kaldı ve yok oldular. Bu nedenle Balagondada adamı, nispeten yeni arkeolojik keşifler onu tekrar ilgi odağı haline getirene kadar unutulmuştu. Onlara dair bazı bulgular günümüzde, yakın zamanda yenilenen Colombo Ulusal Müzesi’nde halka açık olarak sergileniyor. Ziyaret etmeye değer.