Etiket: uzaylılar

Neden Hala Uzaylılarla Karşılaşamadık: Bazı Bilimsel Mazeretler

Bundan yaklaşık 60 yıl önce bir gece vakti, fizikçi Enrico Fermi gökyüzüne baktı ve “Herkes nerede?” diye sordu. Uzaylılardan bahsediyordu. Peki, uzaylılar var mı, varsa nerede?

İlgili: Enrico Fermi: Nükleer Çağın Mimarı

Günümüzde bilim insanları, evrende yaşamı sürdürme ihtimali olan milyonlarca (belki de milyarlarca) gezegen bulunduğunu biliyorlar. Öyleyse bunca yıldır nasıl oldu da onlarla hala el sıkışmak (veya pençeleri.. belki de dokunaçları) mümkün olmadı? Belki de uzaylılar bizi kasıtlı olarak görmezden geliyor, muhatap bile almayıp bize görünmüyorlar bile. Oysaki bizler uzaylı dostlarımızın yolunu dört gözle bekliyoruz… 

İşte bilim dünyasının bu konuyla ilgili (bazıları eğlenceli denebilecek) mazeretleri. 

Uzaylılar Donmuş Yeraltı Okyanuslarında Saklanıyor

Eğer uzaylılarla sohbet etmeyi umuyorsak, muhtemelen birkaç buz kırıcıya ihtiyacımız olacak. Hayır hayır, ciddiyiz. Uzaylı yaşamı, donmuş gezegenlerin derinliklerindeki donmuş okyanuslarda mahsur kalmış olabilir. 

Gökbilimciler, güneş sistemimizdeki birçok gökcisminin derinliklerinde yer altı okyanuslarının olabileceği, hatta bunun güneş sistemimizin dışında; büyün samanyolu galaksisinde böyle olabileceği düşüncesinde. NASA’da görevli fizikçi Alan Stern’e göre bu gizli su dünyaları, elverişsiz yüzey koşullarına sahip olsa da bazı varlıkların yaşayabileceği yerler olabilir. 

Uzaylılar “Süper Dünyalara” Hapsedildi

Süper Dünya” terimi astronomide, dünyamızdan 10 kat veya daha fazla büyüklükteki gezegenler için kullanılır. Yıldızlar üzerinde yapılan incelemeler, suyun sıvı koşullarda bulunabileceği bazı gezegenlerin olduğunu ortaya çıkardı. Bu bulguya göre, uzaylı yaşamı evrendeki bu tarz su içerebilecek Süper Dünya’larda evrimleşmiş olabilir. 

Ancak kötü bir haberimiz var, muhtemelen Süper Dünya’larda yaşayan uzaylılarla hiçbir zaman karşılaşamayacağız. Dünyanın 10 katı büyüklüğündeki bir gezegen, dünyadan çok daha fazla bir çekim kuvvetine sahip olabileceği için; gitsek bile dönüş mümkün olmayabilir. 

Uzaylıları Zaten Bulduk (Ancak Farkına Varamayacak Kadar Dikkatimiz Dağılmış Durumda)

Yapılan bir çalışmada, araştırmacılar toplam 137 kişiye “Bir kağıt üzerindeki gezegenlerin içine çizilmiş resimlere bakmalarını ve keşfedilmesi muhtemel uzaylıların hangisine benzeyeceğini.” sordu. Gezegenlerin bazılarının içinde ise uzaylı resmi değil, goril resmi vardı ve katılımcıların yalnızca yüzde 30’u goril resimlerini fark edebildi. 

Uzaylılar muhtemelen maymunlara benzemiyorlar, eminiz. Peki bu araştırma bize neyi gösteriyor? Temel olarak, hayal gücümüz ve dikkat süremiz, dünya dışında bir varlık arayışımızı sınırlar. Belki de onları bulduk ancak farkında bile değiliz. Neyse, elimizdeki gorilden olmayalım.

İlgili: Uzaylılar Görünmez Bir Formda Aramızda Olabilir Mi?

İnsanlar Uzaylıları Öldürecek (ya da çoktan öldürdü bile)

Uzaylıları bulmaya ne kadar yaklaşırsak, onları yok etmeye o kadar yakınız demektir. Teorik Fizikçi Alexander Berezin’e göre bu olasılık oldukça yüksek.

Düşüncesine göre: “kendi güneş sisteminin ötesini keşfetme yeteneğine sahip herhangi bir uygarlık, sınırsız büyüme ve genişleme yolunda olmak zorundadır. Bunun için gerekirse bulduğu potansiyel tehlikeleri yok etmelidir.”

Bir inşaat firmasının, bina inşa etmek için karınca yuvasını yıkması gibi, daha gelişmiş olan uygarlık bir diğerini yok etmek isteyecektir. Bu düşünceyle yola çıkarsak, yok olan biz de olabiliriz. 

Uzaylılar İklim Değişikliğini Tetikledi ve Devamında Yok Oldu

Bir uygarlık, elindeki kaynakları zararlı bir şekilde kullanıp tükettiğinde bir felaket baş göstermeye başlar. Bu size de bir yerden tanıdık geldi mi? Evet, dünyamızdaki iklim değişikliğinden ötürü bunu hepimiz biliyoruz. Öyleyse, gelişmiş ve yüksek miktarda enerji tüketen bir uzaylı toplumunun benzer bir sorunla karşılaşması da olası değil midir? Evet!

Astrofizikçi Adam Frank’te bizimle aynı fikirde, hatta bir dizi deney ile bunun ihtimalini doğruladı bile. Frank, varsayımsal bir uzaylı medeniyetinin gezegenindeki kaynakların, enerjiye dönüşürken zamanla nasıl bir etki göstereceğini gösteren matematiksel bir model çalıştırdı. Deneyde incelediği dört senaryonun üçünde toplum çöküş yaşadı ve nüfusun neredeyse tamamı yok oldu. Ancak, sorunu erkenden algılayıp sürdürülebilir enerjiye geçen bir toplum, tam anlamıyla hayatta kalmayı başardı. Bu deneye göre uzaylılar varsa bile biz onları keşfetmeden kendilerini yok etmiş olmaları muhtemel. 

Dikkatinizi çekti mi bilemiyoruz, ancak bu deney bizim de sonumuzun ne olabileceğiyle ilgili bir spoiler veriyor. 

Uzaylılar Yeterince Hızlı Gelişemedi ve Yok Oldu

Evren misafirperver gezegenlerle dolu olabilir, ancak yaşamın gelişmesi ve devamlılığı için bu yeterli mi? Mesela dünya ve benzeri gezegenlerde, gezegenin oluştuğu an yaşam biraz zordur. Çünkü su, yiyecek ve hava gibi temel maddeler olsa da tüm bunları sağlamak için belli ölçüde gelişmek gerekiyor. Belli ölçüde gelişmeyi başaramayan medeniyetler erkenden yok olacaktır. 

Karanlık Enerji Aramıza Bir Set Çekiyor

Evren günden güne genişliyor. Yavaş ama emin adımlarla tüm galaksiler birbirinden uzaklaşıyor. Bilim insanlarının “karanlık enerji” olarak tabir ettiği görünmez bir maddenin bulunması sebebiyle, çok uzaktaki yıldızlar bize (uzay teleskoplarına) günden güne daha sönük görünmeye başlıyor. 

İlgili: Karanlık Madde Nedir? Cevaplanmamış En Büyük 8 Soru

Bilim insanları, bundan birkaç milyar yıl sonra karanlık enerjinin evreni çok daha fazla esneteceğini ve bu sebeple diğer galaksileri artık göremeyebileceğimizi düşünüyor. Yani o döneme kadar evrenin mümkün olduğu kadar fazla bir kısmını keşfedemezsek, sonrasında keşfetmek pek mümkün olmayabilir. 

Astrofizikçi Dan Hooper, konuyla ilgili bir yazısında, “Yıldızlar zamanla izlenemez değil, aynı zamanda erişilemez derecede uzaklaşıyor.” diye yazmıştı. Bu açıklamaya göre, uzaklardaki uzaylıları bulmak ve onlarla tanışmak için zamanımız yeterli olmayabilir. 

Bölüm Sonu: Biz Uzaylılarız

Evinizden dışarı çıkın ve bir parka gidin, uzaylı çocuklar oyun oynuyor. Maskeli bir polis, uzaylı. Peki yan komşunuz? O da uzaylı. Ailen ve kardeşlerin? Evet, onlarda. 

Bu söylediklerimiz astrobiyoloji teorisinin “panspermi hipotezi” olarak adlandırılan çıkarımlardan biri. Hipotez özetle, dünyadaki yaşamın aslında dünyadan doğmadığını, milyonlarca yıl önce başka bir dünyadan bakteri taşıyan göktaşları tarafından buraya getirildiğini (tohumlandığını) söylüyor. 

Teorinin savunucuları ahtapotların, tardigradların ve insanların; galaksinin uçsuz bucaksız köşelerinden göktaşları sayesinde burada tohumlandığını iddia ediyor. Ancak bunu destekleyecek hiçbir kanıtları henüz yok. Yalnızca bir teoriden ibaret, ancak gerçek olsa bile Enrico Fermi’nin sorusuna cevap veremiyor… Herkes nerede?

İlgili: Tardigrad: Ölüme Meydan Okuyan Su Ayısı