1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Gelişim
  3. Sosyobiyoloji Kuramı: Nedir, Çalışma Alanları ve Örnekleri

Sosyobiyoloji Kuramı: Nedir, Çalışma Alanları ve Örnekleri

Sosyobiyoloji Kuramı Nedir Çalışma Alanları

Sosyobiyoloji kuramı ve teriminin tarihi 1940’lara kadar uzanıyor olsa da, sosyobiyoloji kavramı ilk olarak Edward O. Wilson’un 1975 tarihinde yayınladığı kitap Sociobiology: The New Synthesis (Sosyobiyoloji: Yeni Sentez) ile tanınmaya başladı. Bu kitapta “sosyobiyoloji nedir” sorusunun cevabı, evrim teorisi ile sosyal davranışlar arasındaki ilişki olarak verildi.

Sosyobiyoloji Hakkında Genel Bilgiler

Sosyobiyoloji

Sosyobiyoloji, birçok davranışın temelinde kalıtsal sebeplerin yer aldığı ve bu davranışların doğal seçilimden etkilenebileceği düşüncesini temel alır. Yani yıllar boyu fiziksel özelliklerin evrimleşmesiyle birlikte, aynı zamanda davranışsal niteliklerin de evrimleştiğini savunur. Bu düşünceye dayanarak hayvanlar, evrimsel yönden iyi oldukları şekilde davranır ve bu, diğer tüm etmenlerle birlikte karmaşık bir sosyal ilişkiye sebep olabilir.

Sosyobiyologlara göre, birçok sosyal davranış doğal seçilim tarafından şekillendirilmiştir. Sosyobiyoloji, çiftleşme modelleri, bölgesel kavgalar ve sürü avı gibi sosyal davranışları araştırır. Tıpkı seçilim baskısının, hayvanların doğal çevre ile etkileşimde bulunmanın faydalı yollarını geliştirmesine yol açtığı gibi. Aynı zamanda avantajlı sosyal davranışların genetik evrimine de yol açtığını iddia ediyor. Bu nedenle davranış, kişinin genlerini popülasyonda koruma çabası olarak görülür ve belirli genlerin veya gen kombinasyonlarının, kuşaktan kuşağa belirli davranış özelliklerini etkilediği düşünülmektedir.

Darwin‘in göre doğal seçilim yoluyla gerçekleşen evrim teorisi, mevcut yaşam koşullarına adapte olamayan özelliklerin popülasyonlarda kalıcı olmayacağını, çünkü bu özelliklere sahip oldukları sürece yaşamalarının ve türlerinin devamlılığını sağlamalarının zorlaşacağını savunur. Sosyobiyologlar, farklı davranışları bir arada inceleyerek insan davranışlarının evrimini bu yolla modellemeyi amaçlar. Bununla birlikte teorilerine birçok farklı bileşeni de dahil etmeyi ihmal etmezler. Sonuçta insan davranışları, tek bir parametreyle incelenemeyecek kadar karmaşıktır.

Sosyobiyologlar, evrimin genler haricinde psikolojik, sosyal ve kültürel birçok özelliği de değiştirdiğine ve geliştirdiğine inanır, bunu savunurlar. İnsanlar çoğaldıkça ve üremeye devam ettikçe, yeni doğan bebekler ebeveynlerinin genlerini miras olarak alır. Ebeveynler ve çocuklar genetik, gelişimsel, fiziksel ve sosyal olarak ortak çevreleri paylaştıklarında, çocuklar ebeveynlerinin gen etkilerini de miras alır. Bunun haricinde sosyobiyologlar, farklı üreme başarısının kültürlerdeki çeşitli zenginlikler, sosyal statü ve güç ile de ilişkili olduğuna inanırlar.

Sosyobiyolojinin Çalışma Alanları ve Örnekleri

Sosyobiyoloji Ne Demek?

Sosyobiyologların teorilerini pratikte nasıl kullandıklarına verilebilecek en somut örnek, cinsiyet rolü stereotiplerinin incelenmesidir. Alışık olduğumuz geleneksel sosyal bilim, insanların doğuştan gelen hiçbir yatkınlıkları olmadan doğduğunu ve zihinlerinin bu sırada boş olduğunu savunur. Ayrıca çocukların davranışlarındaki cinsiyet farklılıklarının, cinsiyet rolü klişelerine sahip ebeveynlere farklı muameleyle açıklandığını varsayar. Buna verilebilecek en güzel örnek, erkek çocuklara uzaktan kumandalı arabalar verirken kızlara oyuncak bebekler vermek, ya da erkek çocukları genellikle mavi ve kırmızı giydirirken, küçük kızları genelde pembe ve mor giydirmektir.

İlgili Makale
Sosyalizm: Özellikleri, Türleri ve Artı Eksileri

Bununla birlikte sosyobiyologlar, erkek ve kız çocukların doğuştan farklı olduğunu ve onlara bu sebeple farklı davranılması ve farklı yaklaşım sergilenmesine neden olduğunu iddia ederler. Dahası, nispeten statüsü daha düşük ve bilgiye erişimi az olan kadınlar, daha çok kız çocuğa sahip olma eğilimindeyken, yüksek statüye sahip ve kaynaklara daha fazla erişimi olan kadınlar, erkek çocuğa sahip olma eğilimindedir. İddianın sahibi olan sosyobiyologlara göre bunun nedeni, bir kadının fizyolojisinin hem çocuğunun cinsiyetini hem de ebeveynlik tarzını etkileyecek şekilde sosyal statüsüne uyum sağlamasıdır. Yani, sosyal olarak baskın kadınlar diğerlerinden daha yüksek testosteron seviyelerine sahip olma eğilimindedir ve kimyaları onları diğer kadınlardan daha aktif, iddialı ve bağımsız kılar. Bu onların erkek çocuk sahibi olmalarını ve bununla birlikte daha ön planda, baskın bir ebeveynlik tarzına sahip olmalarını sağlar.

Sosyobiyolojiye Dair Karşıt Görüşler

Birçok teoride olduğu gibi, tahmin edebileceğiniz üzere sosyobiyoloji de birçok bilim insanı tarafından eleştirilerin odak noktasında olmuştur. Teoriye dair yapılan en net eleştirilerden biri, teorinin insan davranışını açıklamak konusunda yetersiz kalmasıdır, çünkü zihnin ve kültürün katkılarını dikkate almaz. Bir diğer eleştiriye göre ise statükonun onaylanmasını ifade eden genetik determinizme dayanmasıdır. Örneğin, erkeklerin saldırganlığı genetik olarak sabitse ve üreme açısından avantajlıysa, eleştirmenler, bir erkeğin saldırganlığının tamamen kontrol dışı bir biyolojik gerçeklik olduğunu iddia ediyor.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap