1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Gelişim
  3. Parkinson Kanunu İle Zaman Yönetimi Nedir

Parkinson Kanunu İle Zaman Yönetimi Nedir

Parkinson kanunu ile zaman yönetimi nedir

Parkinson Kanunu; kısaca tamamlanması gereken bir işin, belirlenen zamanı dolduracak şekilde uzadığını ifade eder. Eğer çok okuyan ve öğrenmeyi seven biriyseniz, bunun Parkinson Yasası olduğunu muhtemelen daha önce biliyordunuz. Bu ilginç açıklama, 1955 yılında ünlü İngiliz tarihçi ve yazar Cyril Northcote Parkinson tarafından yapıldı. Konu, ilk kez The Economist’te yazılan bir makalenin açılış satırı olarak ortaya çıktı ve daha sonra Parkinson’un kitaplarından biri olan Parkinson’s Law: The Pursuit of Progress’in odak noktası oldu.

Bürokrasinin nasıl işlediğini ilk elden gören Parkinson, İngiliz Sivil Hizmetlerinde çalıştığı için böyle bir açıklama yapma gereği duymuştu. Tam anlamıyla, daha uzun süre çalışmanın, daha akıllı ve daha hızlı çalışmaktan bir şekilde daha iyi olduğuna dair olan inancı ortadan kaldırmak amacıyla ortaya atılmıştı.

Zaman Yönetiminde Parkinson Kanunu Ne Demektir?

Zaman Yönetiminde Parkinson Kanunu

Vikipedi‘ye göre Parkinson Yasası (iş, tamamlanması için mevcut olan zamanı dolduracak şekilde genişler yasası) iki saatlik bir görevi tamamlamak için kendinize bir hafta verirseniz, o zaman görevin karmaşıklığı bilinçsel olarak artacak ve o işi yapmak gerçekten de bir hafta sürecektir. Çünkü, fazladan zamanın olduğunu bilmek insanı biraz rahatlatır ve yapması gereken işe tam bir odakla sarılmasını engeller. Her işimize (görevler, ödevler veya herhangi bir iş), doğru miktarda zaman sınırlaması koyarak, aslında ciddi bir zaman kazanmış oluruz.

Peki, bir göreve bir dakikalık bir zaman sınırı atadığınızı düşünün, bu işi bir dakikada tamamlayabilir misiniz? Muhtemelen hayır. Ancak şunu unutmamak gerek, Parkinson Yasası tam olarak bu değil. Söz konusu iş için makul bir zaman atamak kilit noktadır. Parkinson kanunu oldukça işe yarıyor, çünkü insanlar bu teoriye göre çalışmalar yürütürken genelde makul bir zaman sınırı koymayı tercih ediyor.

Yazılı olmayan bir kural vardır, “Daha çok çalışma, daha akıllıca çalış”. Parkinson Kanunu’nun amaçladığı da tam anlamıyla bunu sağlamaktır. Bir işi tamamlamak ne kadar uzun sürüyorsa, işin sonucu o derece kaliteli olmalıdır.

Peki, Parkinson Kanunu hayata nasıl adapte edilebilir? Gelin bunu uygulayabileceğiniz, yapılacaklar listenizi daha hızlı kontrol ettirebileceğiniz ve işlerinizi zamanında yetiştirebileceğiniz ve yalnızca 2 maddeden oluşan bu modeli inceleyelim.

Saate Göre Hareket Etmek

Parkinson Kanunu Zamanı Doğru Yönetmeyi Amaçlar

Görevlerinizin bir listesini yapın ve bunları tamamlamak için gereken süreleri sınıflandırın. Sonra her görevi tamamlamak için kendinize bu sürenin yarısını verin. Evet! Tam yarısını. Zaman sınırı koymak burada kilit noktadır, ayrıca bu işi tamamlamak için içinde bulunduğunuz günü “son gün” olarak kabul etmelisiniz. İlginç şekilde çok verimli ve dakik olarak işlerinizin üstesinden geldiğinizi fark edeceksiniz.

Tabii bunu yaparken zamana karşı yarışmak ve bu yarışı kazanmak zorundasın; zamanı bir rakip olarak gördüğünüzde, onu rahatlıkla yendiğinizi göreceksiniz. Ödevinizin veya işinizin teslim tarihine çok uzun bir zaman mı var? Siz o süreyi zihninizde kısaltın! Erkenden bitirip rahatınıza bakın, bu hissi seveceksiniz.

Peter İlkesine benzeyen Parkinson Kanunu uygulamaları sırasında ilk etapta bazı sorunlar yaşayabilirsiniz, bunlardan en önemlisi de iş için ne kadar bir süre ayırmanız gerektiğidir. Gereğinden çok az veya fazla bir süre belirlemiş olabilirsiniz, önemli olan bunu alışkanlık haline getirip yapılması gerekenleri aksatmamaktır. Örneğin, belirlediğiniz zamanın yarısı gibi bir sürede işi bitirmeye çalışın demiştik, bu sürede tamamlamanız mümkün olmayabilir elbette. Ona göre bir sonraki uygulayışınızda süreyi bir miktar artırmayı deneyerek kendinize uygun zaman dilimini belirleyebilirsiniz.

Özellikle bir bilgisayar ortamında çalışıyorsanız, çalışırken bir zamanlayıcı tutmanız oldukça faydalı olacaktır. Ayrıca size belli ölçüde bir zaman kazandıracaktır çünkü bir zamanlayıcı, ne kadar zamanınız kaldığını bir bakışta görmenizi ve ona göre hareket etmenizi sağlar. Her türlü bilgisayar için bunu sağlayabilecek ücretsiz uygulamalar mevcut, küçük bir araştırmayla size göre en pratik olanı bulup kullanabilirsiniz.

Verimliliğinizi Azaltan “Hamamböceklerini” Yok Edin

Dikkat Dağıtan Tüm Etmenleri Ortadan Kaldırmak, Çalışma Veriminizi Artıracaktır.

Telefon bildirimleri, gereksiz e-postalar ve sosyal medya gibi yerlere bakınmak için telefonunuzu elinize aldığınızda en az 10-20 dakika harcamanız mümkündür. Bu gibi etmenler, üretkenlik dünyasının “hamamböcekleri” olarak görülür.

İlgili Makale
Pozitif Psikoloji: Uygulamaları, Kavramları ve Kitap Önerileri

Özellikle de bir işe koyulmadan hemen önce sosyal medyaya girmek büyük bir hatadır. Neden mi? Ders çalışacağınızı varsayalım ve aynı zamanda dersten hemen önce sosyal medyada 20 dakika geçirdiğinizi düşünelim. Beyninizin önbelleği 20 dakika boyunca rastladığınız (muhtemelen boş) bilgilerle dolacak ve bilinçaltınızda bunlar yer edecek. Bunun ardından ders çalışmak için oturduğunuzda ise odağınızın düşük olduğunu göreceksiniz, çünkü beynin önbelleği tamamen ihtiyacınız olmayan bilgilerle dolmuştur ve kısa vadede daha fazla bilgi istemeyecektir.

Parkinson Yasasını deneyebilir ve hayatınızın birçok alanında “son teslim tarihlerinizi” en aza indirgeyebilirsiniz. Sadece “minimum süre” ve “yeterli zaman yok” arasındaki çizginin bilincinde olmalısınız. Parkinson Kanununa göre amaçlanan, işi en kısa sürede verimsiz şekilde yapmak değil, en uygun sürede verimli bir şekilde yapmaktır.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap