1. Ana Sayfa
  2. Doğa
  3. Machu Picchu Antik Kenti ve İnkalar

Machu Picchu Antik Kenti ve İnkalar

machu picchu antik kenti 2

Machu Picchu, 24 Temmuz 1911 sabahında Yale Üniversitesi’nden girişimci bir kaşif tarafından, Peru’daki eski İnka harabelerine dair söylentiler ortaya çıktığında keşfedildi. Kaşif, zor koşullu ormanlardan, sarmaşıklarla birbirine bağlanmış ince kütüklerden oluşan ince köprülerden geçti ve tehlikeli çukurların arasından geçerek bu bölgeye ulaştı.

Arayışın bitimine az bir süre kala, kaşif ve iki refakatçisi çim kaplı bir kulübeye rastladı ve büyük bir gizemin perdelerini araladı. Buradaki bir çift yerel çiftçi, onları küçük bir çocuğa teslim etmeden önce kısa bir yol yürüdü. Çocuk önden giderken Hiram Bingham, 20. yüzyılın en büyük arkeolojik buluntularından birine rastladı (2007’de dünyanın yeni yedi harikasından biri olarak unvan kazanan Machu Picchu).

Bingham’ın gördüğü şey, yamaçlardan kesilmiş etkileyici ve devasa bir taş kaleydi. Harçsız bir şekilde şekillendirilen taşlar o kadar sıkı ve birbiriyle uyumluydu ki aralarına bir bıçak bile giremiyordu. İşte o an bazı şeyleri merak ettiler: Neden ve kim tarafından yapılmıştı? Nasıl oluyor da bu aralıklara bıçak bile girmiyordu?

Kesinlikle bu keşif hayranlık uyandırıcıydı. Peru Ulusal Kültür Enstitüsü’nün eski direktörü olan Luis Lumbreras bu bölgeyi, törensel dini işlevleri yerine getirmek için kullanılan “saraylar, tapınaklar, konutlar ve depolardan oluşan bir kale” olarak tanımlıyor. Machu Pıcchu, dar şeritlerle ve patikalarla birbirine bağlanan binalar, plazalar ve platformlardan oluşuyor.

Machu Picchu’da yürütülen araştırmalar sırasında lamaların kadraja girdiği o an.

Yanlış Kayıp Şehir Machu Picchu

Bingham’ın keşfi, National Geographic dergisinin Nisan 1913 sayısında yayımlandı ve bu yazıda dikkatler, dağın tepesindeki kaleye çekildi.

Bingham, son bağımsız İnka hükümdarlarının İspanyol işgalcilere karşı yıllarca süren bir savaş yürüttüğü, İnka’nın Kayıp Şehri olarak adlandırılan Vilcabamba’yı bulduğuna inanıyordu (ancak öyle değildi). Bingham, keşfinden sonraki 50 yıl boyunca bu düşüncesini savundu ve kendini haklı çıkardı. Açıklamaları geniş çapta birçok kişi tarafından kabul gördü, acaba hangisiydi?

Ancak Bingham’ın bulduğu bu yer, nerede olduğu araştırılan asıl kayıp şehir değil, farklı bir kayıp şehirdi. 1964’te maceracı Gene Savoy, kalıntıları tespit edip üzerinde birçok çalışma yürüttü ve Espiritu Pampa’nın (Machu Picchu’nun batısında, Peru’nun Vilcabamba bölgesinde) Bingham’ın başlangıçta aradığı kayıp şehir olduğunu kanıtladı. Biraz ironik olacak ancak, Bingham, 1911 yılında yaptığı yürüyüş sırasında Espiritu Pampa’da bu kalıntıları keşfetmişti (ancak kalıntılar üzerinde hiçbir çalışma yürütmedi). Birkaç İnka oymalı taş duvar ve köprüyü ortaya çıkarmıştı, ancak kalıntıları göz ardı etti ve nihayetinde Machu Picchu’ya odaklandı. Savoy’un 1964’de yaptığı çalışma ise tüm gerçeği ortaya çıkardı.

Peki, o zaman Bingham’ın ortaya çıkardığı bu şehir neydi? İspanyol istilasına dair çalışılmış kayıtların hiçbirinde Machu Picchu’ya dair bir kayıt yoktu, bu yüzden Avrupalı ​​işgalcilerin burayı asla keşfetmediği açıktı. Bırakın burayı keşfetme amacını, buranın var olduğunu bile belgeleyecek hiçbir şeyleri yoktu.

Bingham, Machu Picchu’nun İnka krallığından seçilmiş kadınların İnka liderine ve zümresine hizmet etmek üzere eğitildiği bir tür manastır olarak hizmet ettiğini teorileştirdi. Bölgede yüzden fazla iskelet buldu ve iskeletlerin yaklaşık yüzde 75’inin kadın iskeleti olduğunu düşünüyordu, ancak günümüze yakın dönemde yapılan çalışmalar bu oranın yüzde 50 erkek ve yüzde 50 kadın iskeleti şeklinde dağıldığını ortaya çıkardı.

Bingham ayrıca Machu Picchu’nun, İnka atalarının doğum yeri olan efsanevi Tampu-tocco olduğuna inanıyordu.

Machu Picchu Hakkında Modern Teoriler

Modern araştırmalar, Machu Picchu efsanesini değiştirmeye, düzeltmeye ve şekillendirmeye devam etti. John Rowe, Richard Burger ve Lucy Salazar-Burger tarafından yapılan araştırma, Machu Picchu’nun bir savunma kalesi olmaktan ziyade İnka hükümdarı Pachacuti tarafından, kendi için inşa ettirdiği bir sığınak olduğunu gösteriyor. Burger, buranın şehrin gürültüsünden ve sıkışıklığından kaçmak isteyen elit İnkaların kullanımı için inşa edildiğini öne sürdü.

Chicago’daki Illinois Üniversitesi’nden Brian Bauer ise MS 1450 civarında inşa edilen Machu Picchu’nun aslında İnka standartlarına göre nispeten küçük olduğunu ve sadece yaklaşık 500 ila 750 kişiyi barındırdığını iddia etti.

Bauer’e göre kesin olan tek bir şey var; arkeolojik kanıtlar, İnka’ların Machu Picchu’da yaşayan tek uygarlık olmadığını açıkça gösteriyor. Modern çalışmalar, çeşitli türlerde kafa modellerini ve kıyı bölgelerinden dağlık bölgelere kadar bazı bölgelerinde yaşayan insanlara dair kanıtları ortaya çıkardı. Ek olarak, bazıları Titicaca Gölü’ne kadar uzanan çeşitli uygarlıklar tarafından hazırlanmış seramiklere de ulaşıldı.

Bauer bulgularla ilgili, “Bütün bunlar, Machu Picchu’da yaşamış ve ölen insanların çoğunun imparatorluğun farklı bölgelerinden gelmiş olabileceğini gösteriyor” diyor.

Machu Picchu, bugün hala bölgedeki insanlar tarafından kutsal olarak görülen Urubamba Nehri ile çevrilidir. Bölgeyi çevreleyen dağlar da nehir gibi “kutsal” olarak tanımlanıyor. Reinhard, “Tüm bu özellikler birlikte ele alındığında, Machu Picchu’nun birçok uygarlık için kozmolojik, hidrolojik ve kutsal bir coğrafi merkez olduğu anlamı ortaya çıkıyor” açıklamasında bulundu.

Günümüzde Machu Picchu

Eylül 2007’de Yale Üniversitesi, Bingham’ın keşif ve araştırma yaptığı yıllarda “üzerlerinde çalışmak için” Yale’ye götürdüğü binlerce kalıntının bazılarını Machu Picchu’ya geri gönderdi. Ellerindeki diğer öğeler ise 2011 yılında Cusco’da açılan UNSAAC-Yale Uluslararası Machu Picchu ve İnka Kültürü Çalışmaları Müzesi’ne yerleştirildi.

2007 yılında dünya genelinde yapılan bir ankete dayanarak modern bir dünya harikası olarak adlandırılmak, İnka dünyasının eski merkezi ve Machu Picchu’ya en yakın şehir olan Cusco halkı için mükemmel bir duyguydu. Bu antik kent, ülkede ulusal bir gurur kaynağı olmasının yanı sıra, cazibesiyle turistlerin bölgeye akın etmesine sebep oluyor. Bununla birlikte, çekilen belgesellerin ve uluslararası ilginin artmasıyla birlikte bölge kirliliğinde bir artış, otellere ve benzer tesislere olan ihtiyaç oldukça yükseldi.

Araştırmacıların, Machu Picchu’nun geçmişte inşa edilmesindeki amacı ve kullanım alanlarını net şekilde tanımlayacak bir arkeolojik bulguya ulaşması pek olası görünmüyor. Ancak bilim adamları bu antik kentte kazılar yapmaya ve bölgeyi yeniden inşa etmeye devam ediyor. Bingham’ın bulduğu iskeletlerin cinsiyetinin doğru şekilde tanımlanması gibi bazı bilimsel gelişmeler, burada gerçekleşen faaliyetleri ve ardından terkedilmesinin sebebini ortaya çıkarmak için birçok ipucu sağlayabilir. “Kullanım alanı nedir?”, hala bilinmese de çalışmalar günümüzde yoğun şekilde devam ediyor.

Yorum Yap
Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap