1. Ana Sayfa
  2. Keşfet
  3. Kayıp Kıta Atlantis Efsanesi

Kayıp Kıta Atlantis Efsanesi

2Kayıp Kıta Atlantis Efsanesi

Kayıp Kıta Atlantis fikri, genellikle dünya barışını getirebilecek bilgeliği elinde bulunduran gelişmiş, ütopik bir toplum olarak idealize edilir. Hatta Atlantis hakkında çok sayıda kitap ve izlemeye değer filmin yapıldığını da belirtmeliyiz. Geçmişte birçok insan, Kayıp Kıta Atlantis’i bulma düşüncesiyle aramalarını sürdürürken servetlerini ve hatta bazıları da hayatlarını kaybetti. Kayıp Kıta Atlantis nedir ne değildir? Ortaya atılan kaçınılmaz iddialar ve hatta efsaneler hakkında her şeyi anlatmaya çalışacağız.

Kayıp Kıta Atlantis’in Kökenleri Hakkında Bilgiler

Kökenleri zamanın sislerinde kaybolan birçok efsanenin aksine, Kayıp Kıta Atlantis’in hikayesinin ilk ne zaman ve nerede ortaya çıktığını tam olarak biliyoruz. Hikaye ilk olarak Platon (milattan önce 360 yılı) hakkında yazılan “Timaeus” ve “Critias” da anlatıldı.

Günümüzde, Kayıp Kıta Atlantis genellikle barışçıl bir ütopya olarak düşünülse de, Platon’un tarif ettiği Atlantis çok farklıydı. Arkeoloji profesörü Ken Feder, “Encyclopedia of Dubious Archaeology” adlı kitabında, Platon’un hikayesinde “Atlantis, onurlandırılacak veya taklit edilecek bir yer değildir. Atlantis mükemmel bir toplum değil… Aksine, Atlantis, zenginliği, inceliği ve gücü ile bozulan; maddi olarak zengin, teknolojik olarak gelişmiş ve askeri olarak güçlü bir ulusun düzenlemesidir.” 

Platon’un, Atlantis’i hikayeleri için aracı olarak oluşturduğu çok açık, çünkü dünyanın hiçbir yerinde bu adayla ilgili bir kayıt bulunmuyor. Günümüze kadar gelen birçok Yunanca metin var elbette, ancak eğer böyle bir yer bulunsaydı en azından metinler bu adadan bahsederdi. Platon’un bu konuda yazdıklarından önce, Atlantis hakkındaki efsanelerin var olduğuna dair herhangi bir kaynaktan hiçbir kanıt yoktur.

Konuyla ilgili yazdığı bir kitapta Mark Adams, buna benzer bir Yunan efsanesinin nasıl bu kadar yaygın bir şekilde tanındığını açıklıyor. Kaynağı ise Ignatius Donnelly (1831-1901) adında Minnesota (ABD)’lı bir yazardı. Donnelly, 1882 tarihli “Antediluevian Dünyası” adlı kitabında, medeniyet ve teknolojideki tüm büyük ilerlemelerin Platon’un bahsettiği kayıp adaya kadar uzanabileceğini iddia eden amatör bir tarihçiydi. Ama Donnelly sadece Platon’un hikayesini popülerleştirmenin ötesine geçti; Atlantis efsanesinin bir parçası haline gelen kendi “gerçeklerinden” ve fikirlerinden bazılarını ekledi. Donnelly, “difüzyonizm” olarak adlandırılan, tüm büyük kültürlerin tek bir kaynağa kadar izlenebileceği fikrini destekledi.

Adams, Platon’un hikayesinin Poseidon gibi doğaüstü unsurlar dışında gerçek anlamda doğru olduğuna inanıyordu. Daha sonra, daha az şüpheci yazarlar Donnelly’nin teorilerini, kendi görüşlerini ve spekülasyonlarını ekleyerek detaylandırdılar. Bunlar arasında mistik Madam Blavatsky (1888 tarihli “gizli doktrin” kitabında) ve 1920’lerde oldukça ünlü olan Edgar Cayce’de yer aldı. Atlantis hikayesine köktendinci bir Hıristiyan dönüşü yapan Cayce, kıtanın 1969 yılında keşfedileceği yönünde bir tahminde bulunsa da, bu tahmin gelecekte yanlış çıktı. Kayıp Kıta Atlantis’le ilgili iddia edilen hiçbir şey henüz doğrulanamadı ve tamamen ütopik bir yer olarak kaldı.

Adı Gibi Kendi De “Kayıp” Olan Kıta, Atlantis

Açıklanamayan kökenlerine rağmen, yüzyıllar boyunca birçok insan Atlantis’in nerede bulunacağı hakkında spekülasyonlar yaparak, efsanelerin arkasında bir miktar gerçeklik payı olabileceğini iddia etti. Sayısız Atlantis “uzmanı”, kayıp kıtayı tüm dünyada aynı gerçeklere dayanarak bulduğunu iddia etti. Her biri kendine özgü kanıt ve argümanlar eşliğinde, Kayıp Kıta Atlantis’in farklı farklı lokasyonlarda bulunduğu iddiasında bulundu. Bu yerlerden bazıları: Atlantik Okyanusu, Antarktika, Bolivya, Almanya, Malta, Karayipler ve hatta Türkiye’dir. 

Atlantis’ten bir gizem çıkarmanın (ve bir zamanlar gerçek bir yer olduğunu varsaymanın) tek yolu, bariz kökenlerinin bir efsaneden ibaret olduğunu görmezden gelmek ve Platon’un hikayesinin ayrıntılarının gerçekliğine inanmaktan geçiyor. Platon’un eserindeki çeşitli ayrıntıların eklenmesi, ihmal edilmesi veya yanlış yorumlanması ile hemen hemen her önerilen yer, açıklamasına “uyacak” şekilde araştırılabilir.

Kayıp Mu Kıtası gibi, Atlantis’in de bir efsane olduğuna dair en belirgin işaret, son yıllarda oşinografi ve okyanus tabanı haritalaması alanlarındaki gelişmelere rağmen hiçbir iz bulunmamasıdır. Dünyadaki okyanusların derinliklerinde çok fazla gizem kalsa da, oşinografların, denizaltılarının ve derin deniz sondalarının “Libya ve Asya’dan daha büyük bir kara kütlesini” gözden kaçırması pek de olası değil. Yine de “Kayıp Kıta Atlantis” asla kaybolmadı; devamlı var olduğu yer: Platon’un kitapları.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap