İklim Değişimlerinin Kurbanı Dinozorlar Hakkında İlginç Bilgiler

Aralık 3, 2020
İklim Değişimlerinin Kurbanı Dinozorlar Hakkında İlginç Bilgiler

Dinozorlar hakkında bilgiler edinmek için izleyebileceğimiz birçok filmin ve belgeselin bulunduğu bir çağda yaşadığımız için ne kadar şanslı olduğumuzu hiç düşündünüz mü? Milyonlarca yıl önce meydana gelen iklim değişimleri (bazı iddialara göre düşen bir meteor) nesillerinin yok olmasına ve belki de bu sayede insanlığın daha kolay büyümesine ve geniş bölgelere yayılmasına katkıda bulundu.

Paleontologlar, dinozorlar gibi nesli tükenmiş hayvanların geride bıraktıkları kanıtları inceleyen ve dinozorlar hakkında bilgiler toplayan dedektifler gibidir. Dinozorların neye benzediğine dair ipuçları fosillerde (diş, kemik veya deri gibi bir organizmanın eski kalıntılarında) veya ayak izleri ve patikalar gibi günlük faaliyetlere dayanan kanıtlarla bulunur.

Kanatsız, yani kuş olmayan dinozorlar hakkında bildiğimiz her şey, kemikler, dişler, ayak ve çevre izleri, yumurtalar gibi fosillere dayanmaktadır. Yüzyıllar boyunca, dünyanın dört bir yanındaki insanlar şaşırtıcı derecede fazla fosilleşmiş kemikler ve ayak izleri keşfettiler. İnsanlar bu kemiklerin devlere veya devasa canavarlara ait olduğunu düşündükleri için, ilk bulgular efsanelere ve masallara ilham verdi.

Konuyla ilgili birçok bilim insanı, kariyerine 1897’de Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde başlayan Barnum Brown’un 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarının en büyük dinozor avcılarından biri olduğunu düşünüyor. Bulunan ilk Tyrannosaurus rex örnekleri de dahil olmak üzere en büyük keşiflerin çoğu, bahsini ettiğimiz müzenin dinozor bölümünde sergileniyor.

Günümüzde paleontologlar, sabır ve keskin gözlem becerilerine ek olarak, dinozorlar ve diğer fosiller hakkında cevaplanmamış soruları çözmek için yeni teknolojiler kullanıyorlar. CT taramaları gibi gelişmiş görüntüleme teknolojileri, paleontologların genellikle matrisi çıkarmak zorunda kalmadan fosillerin üç boyutlu yapısını görmelerine olanak tanır.

Paleontologlar, kanatsız dinozorların biyolojik hareketini yeniden yapılandırmak için hem fizik hem de mühendislik ilkelerini uygulayarak biyomekanik araştırmalarını birleştirirler. Fosil kemiklerinden toplanan bilgiler ve canlı hayvan türlerinin hem hareketine hem de kas yapısına ilişkin gözlemler, bilim insanlarının kuş olmayan dinozorların nasıl hareket etmiş olabileceklerini modellemelerine yardımcı oluyor.

Dinozorların Yaşadığı Çağ Hakkında Bilgiler

Bilinen en eski dinozorlar Trias Dönemi’nde (yaklaşık 200 ila 250 milyon yıl önce) ortaya çıktı. Dinozorlar, modern kuşlar da dahil olmak üzere çeşitli fiziksel özelliklere sahip, çok çeşitli bir hayvan grubuna dönüştü. Hadi bunun adına “evrim” diyelim.

Pek çok insanın düşündüğünün aksine, tüm dinozorlar aynı jeolojik dönemde yaşamadı. Örneğin Stegosaurus, yaklaşık 150 milyon yıl önce Geç Jura Dönemi’nde yaşamıştır. Tyrannosaurus rex, yaklaşık 72 milyon yıl önce Geç Kretase Dönemi’nde yaşamıştır. Stegosaurus ise Tyrannosaurus’un Dünya’da ilk bulunduğu dönemden 66 milyon yıl önce yok olmuştu.

Mezozoik Çağda (Triyas, Jura ve Kretase dönemlerini içeren 180 milyon yıldan uzun bir dönem), kuş olmayan bir dinozor türü, bir kuş dinozor türüne evrildi. Bu kuş dinozoru, ilk kuşların ve aklınıza gelebilecek tüm kuşların öncüsüdür. Kuş olmayan yani kanatsız olan tüm dinozor çeşitleri 66 milyon yıl önce yok oldu.

Kretase Dönemi’nin sonunda kuş olmayan dinozorların ve diğer türlerin kitlesel yok oluşuna neyin sebep olabileceğine dair birkaç teori vardır. Bu süre zarfında büyük bir asteroid veya kuyruklu yıldızın Dünya’ya çarptığı ve Dünya’nın ikliminde dramatik bir değişime neden olduğu kesindir. Bazı bilim insanları, bu etkinin Dünya’daki yaşam için felaket sonuçları olduğunu düşünüyor. Ancak değişen deniz seviyeleri ve büyük ölçekli volkanik aktivite gibi diğer faktörler de bu kitlesel yok oluşta önemli bir rol oynamış olabilir.

Dinozor Fosilleri ve Fosilleşme

Dinozor Fosilleri ve Fosilleşme
  • Paleontologlar, soyu tükenmiş hayvanların ne kadar yaşadıklarını ve nasıl davrandıklarını keşfetmek için antik kayalarda korunan fosil kanıtlarını kullanırlar.
  • Çoğu durumda, fosilleşmiş bir kemik aslında orijinal kemik materyalinden hiçbir iz bırakmayan ve minerallerden oluşmuş bir kayadır. Yani bulguların çoğu hiçbir bilgi sağlamaz, ancak bazıları bunun dışında gelişir.
  • Dinozor yumurtalarının ve yuvalarının keşfi, bazı dinozorların davranışlarına dair kanıtlar sağlamaya yardımcı oldu.
  • Paleontologlar, farklı yaşlardaki Protoceratops kafataslarını karşılaştırarak, bazı dinozor türlerinin nasıl büyüdüğüne dair sonuçlar çıkarabiliyorlar.
  • Geçmişte organizmaların nasıl yaşadığını keşfetmek için, paleontologlar antik kayalarda korunmuş ipuçlarını ararlar (fosilleşmiş kemikler, dişler, yumurtalar, ayak izleri, diş izleri, yapraklar ve hatta eski organizmaların dışkıları).
  • Fosilleşmiş çeneler, dişler ve gübre gibi bulgular, yerde yaşayan dinozorların ne yediklerine dair önemli ipuçları sağlayan kaynaklardan biridir.
  • Fosilleşmiş dev ayak izi gibi kanıtlar, dinozorların davranışları ve hareketliliği hakkında bazı ilginç bilgiler edinmeyi sağlayan kaynaklardır.
  • Yakın zamana kadar tüylerin yalnızca kuşlara özgü olduğuna inanılıyordu. Yapılan son keşifler ise bunun doğru olmadığını kanıtlayan ve yerdeki dinozor türlerinin birçoğunun da tüylü olduğunu gösteriyor.

Dinozor fosilleri arayan paleontologlar, Mezozoik dönemden kalan tortul kayaları bulmak için belirledikleri alanları araştırarak çalışmalarına başlarlar. Doğru noktayı bulmak deneyim ve keskin bir göz gerektirir.

Saha çalışması, paleontologların yaptıklarının sadece küçük bir kısmıdır. Yıllar önce topladıkları fosillerin yanı sıra buldukları örnekleri de inceleyerek laboratuvarlarda çalışmalar yürütürler. Örnekleri sınıflandırmak, özelliklerini incelemek ve biyolojik ilişkilerini belirlemek için çok zaman harcarlar.

Dişler, Ayak İzleri ve Tüyler

Tyrannosaurus gibi dinozorların çoğunun sivri, geriye doğru hafifçe eğimli ve tırtıklı dişleri bulunuyordu. Keskin uçlar eti delmeye ve kas liflerini kavrayarak etin dilimlenmesine yardımcı oldu. Etçil dinozorlar, yediklerini çok çiğnemeden parçaları bir bütün olarak yutuyordu. En azından dişler üzerinde yapılan çalışmalar bunu gösteriyor.

Bitki yiyen dinozorlar, özel beslenme alışkanlıkları için tasarlanmış çeşitli şekillerde dişlere sahipti. Örneğin triceratopslar (dörtayak üstündeki dinozorlar), yüzlerce keskin dişe sahipti. Bu dişler bitki örtüsünü rahatlıkla kesmek ve öğütebilmek için oldukça kullanışlıydı. Anatotitan gibi diğer bitki yiyiciler, sert bitki örtüsünü öğütmek için kullandıkları geniş düz dişlere sahipti. Diplodocus gibi uzun boyunlu dinozorlar, yapraklarını dallardan tırmıklamak için kullandıkları uzun kalem benzeri dişlere sahipti. Bu dinozorlar yaprakları bir bütün olarak yutuyordu. Ayrıca, günümüz muhabbet kuşları ve tavuklar gibi modern kuşların yaptığı gibi, mide taşı denilen küçük taşları da yutmuşlardır.

Bilim insanları, günümüzde bir ayak izine bakarak dinozorun boyunu ve birçok özelliğini rahatlıkla tespit edebiliyor. Kendilerine has bazı hesaplama teknikleri olduğu biliniyor.

Bir ayak izi, onu bırakan dinozor türü hakkında şu gibi ipuçları sağlayabilir. Üç parmaklı, keskin pençeli bir ayak izi, bu izi bırakanın muhtemelen bir theropod (teropod, iki ayaklı) ve genellikle bir etobur olduğu anlamına gelir. Yuvarlak şekillerde üç parmaklı bir ayak izi ise muhtemelen bir otobur olan ornitopod (sürüngenimsi) bir dinozora aittir. Ayrıca birbirinden farklı uzunluktaki parmakların bulunduğu ayak izleri ise büyük olasılıkla, başka bir otçul grubu olan sauropoda (sauropod) olarak adlandırılan dört ayaklı, uzun boyunlu, uzun kuyruklu dinozorların eseriydi.

Dinozorlar Hakkında Kısa Gerçekler

  • Dinozorlar, yaklaşık 245 milyon yıllık uzun bir süre zarfında Dünya’da yaşamış bir dev sürüngenler grubudur.
  • 1842’de İngiliz doğa bilimci Sir Richard Owen, “korkunç derecede büyük” anlamına gelen Yunanca deinos ve “kertenkele” anlamına gelen sauros’tan türetilen Dinosauria terimini ortaya çıkardı.
  • Yedi farklı kıtanın hepsinde dinozor fosilleri bulunduğu biliniyor.
  • Kanatsız olan tüm dinozorların soyu yaklaşık 66 milyon yıl önce tükendi.
  • Yaklaşık 700 bilinen soyu tükenmiş dinozor türü vardır.
  • Günümüzde yaşayan kuşlar, kanatlı dinozorlarla ortak bir atayı paylaştıkları için bir tür dinozor olarak kabul edilirler. Yani aslında teknik olarak dinozorların nesli tükenmedi, hala içimizdeler.
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Daha Fazla Doğa

Omurgasızlar: Genel Özellikleri ve Hakkında Gerçekler

Omurgasız Hayvanlar Nedir Bir arkadaşınızdan herhangi bir hayvan ismi söylemesini isteyin. Om…

Ball’s Pyramid: Pasifik Okyanusunun Ortasındaki Devasa Taş Kule

Avustralya sahilinden yaklaşık 550 kilometre uzaklıkta, piramit benzeri devasa bir taş kule bulu…

Yeryüzünün En Hızlısı: Çitalar

En hızlı kara hayvanları olarak bilinen çitalar (Acinonyx jubatus) ten rengi tüyleri ve benzersi…

Denizlerdeki En Sevimli Canlı: Denizatı

Erkeğin hamilelik yaşadığı tek canlılar olarak bilinen denizatının, günümüzde bilinen 40 türü va…

Kuzey Pasifik Balinaları

Kuzey Pasifik Balinaları, (Kuzey Pasifik Gerçek Balinaları veya Eubalaena japonica olarak d…

Garip Bir Primat: Kel Uakari (Kel Maymun) Ve Özellikleri

Kel uakariler, çarpıcı kel kafaları ve parlak kırmızı yüzleriyle dikkat çeken küçük Güney Amerik…

Dünyada Nesli Tükenen Hayvanlar Nelerdir? Top 10 – Onlar Artık Yok!

Dünyada nesli tükenen hayvanlar hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, şok edici bir yazı ile karş…

İpeksi Kürkleriyle Afgan Tazısı Hakkında Bilinmeyenler

Afgan tazısı, hoş görünüşleri ve ilginç özellikleri sebebiyle birçok insanın en sevdiği bir köpe…

Veganlar Yalnız Değilsiniz! Köpek Balıkları da Bitki Yiyor

Deniz bilimciler, köpekbalıklarının beslenme rutini hakkında uzun süredir devam eden bir inancı …

Fitoplankton Nedir ve Neden Önemlidir?

Planktonlar, zooplankton ve fitoplankton olmak üzere ikiye ayrılırlar. Zooplanktonlar denizlerde…

Copy link
Powered by Social Snap