1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. DNA Nedir? Tanım, Yapı, Keşfi ve Testi

DNA Nedir? Tanım, Yapı, Keşfi ve Testi

dna

Öncelikle DNA nedir kısaca onu açıklayalım. Deoksiribonükleik asit veya DNA, bir organizmanın gelişmesi, yaşaması ve üremesi için ihtiyaç duyduğu talimatları içeren bir moleküldür. Bu görev birimi içerek talimatlar her hücrede bulunur ve ebeveynlerden çocuklarına aktarılır.

DNA yapısı

DNA, nükleotid adı verilen moleküllerden oluşur. Her nükleotid bir fosfat grubu, bir şeker grubu ve bir nitrojen bazı içerir. Dört tipi vardır;

  • Adenin (A)
  • Timin (T)
  • Guanin (G)
  • Sitozindir (C) 

Bu bazların sırası, DNA’nın talimatlarını veya genetik kodunu belirleyen şeydir. ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi’ne  (NLM) göre, insan DNA’sı yaklaşık 3 milyar baza sahiptir ve bu bazların yüzde 99’undan fazlası tüm insanlarda aynıdır.

Alfabedeki harflerin sırasının bir kelime oluşturmak için kullanılabilmesine benzer şekilde, bir DNA dizisindeki nitrojen bazlarının sırası hücrenin dilinde, hücrelere nasıl protein yapacağını söyleyen genleri oluşturur. Başka bir tür nükleik asit, ribonükleik asit veya RNA, genetik bilgiyi DNA’dan proteinlere çevirir.

Nükleotidler, çift sarmal adı verilen bir yapı oluşturmak için sarmal olan iki uzun şerit oluşturmak için birbirine bağlanır. Çift sarmal yapıyı bir merdiven olarak düşünürseniz, fosfat ve şeker molekülleri kenarlar, bazlar ise basamaklar olacaktır. Bir iplikçikteki bazlar, başka bir iplikçikteki bazlarla çiftlenir: adenin timinle ve guanin sitozinle.

DNA molekülleri uzundur, aslında o kadar uzundur ki, doğru paketleme olmadan hücrelere sığamazlar. Hücrelerin içine sığması için DNA, kromozom dediğimiz yapıları oluşturmak üzere sıkıca sarılır. Her kromozom, tek bir DNA molekülü içerir. İnsanlar, hücrenin çekirdeğinde bulunan 23 çift kromozoma sahiptir. 

(Ek olarak: Polimeraz)

DNA keşfi

DNA ilk olarak 1869’da Frederich Miescher adlı bir Alman biyokimyacı tarafından gözlemlendi. Ancak araştırmacılar uzun yıllar bu molekülün önemini anlamadılar. 1953 yılına kadar James Watson, Francis Crick, Maurice Wilkins ve Rosalind Franklin DNA’nın yapısını çözdüler ve biyolojik bilgiyi taşıyabileceğini fark ettiler.

Watson, Crick ve Wilkins, “nükleik asitlerin moleküler yapısı ve canlı materyalde bilgi aktarımı için önemi ile ilgili keşiflerinden dolayı” 1962’de Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü. Franklin, çalışmaları araştırmanın ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen ödüle dahil edilmedi.

DNA dizilimi

DNA dizilimi, araştırmacıların bir DNA dizisindeki bazların sırasını belirlemelerine olanak tanıyan bir teknolojidir. Bu teknoloji; genlerdeki, kromozomlardaki veya bütün bir genomdaki bazların sırasını belirlemek için kullanılabilir. Ulusal İnsan Genomu Araştırma Enstitüsü’nün bir raporuna göre, araştırmacılar 2000 yılında insan genomunun ilk tam dizisini tamamladılar.

DNA testi

Bir kişinin DNA’sı, mirası hakkında bilgi içerir ve bazen belirli hastalıklar için risk altında olup olmadığını ortaya çıkarabilir. DNA testleri veya genetik testler; genetik bozuklukları teşhis etmek, bir kişinin çocuklarına aktarabilecek bir genetik mutasyon taşıyıcısı olup olmadığını belirlemek ve bir kişinin şu anda olup olmadığını incelemek gibi çeşitli nedenlerle kullanılır. Örneğin, BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonların meme ve yumurtalık kanseri riskini artırdığı bilinmektedir ve bu genlerin bir genetik testte analizi, bir kişinin bu mutasyonlara sahip olup olmadığını ortaya çıkarabilir. (Ek olarak: HPV/HBV dna)

Genetik test sonuçlarının bir kişinin sağlığı üzerinde etkileri olabilir ve testler, bireylerin testin sonuçlarını ve sonuçlarını anlamalarına yardımcı olmak için genellikle genetik danışmanlık ile birlikte sağlanır.

Şu anda yaygın olarak kullanılan çok sayıda genetik test kiti var, ancak bazıları güvenilmez. Ayrıca NBC News, testlerin aslında bir kişinin modelindeki genetik kodunu bir yabancıya teslim ettiği için insanların bu kitlere dikkat etmesi gerektiğini bildirdi.

DNA üzerine yeni araştırma

DNA araştırmaları, son birkaç yılda bazı ilginç ve önemli bulgulara yol açtı. Örneğin, Science dergisinde yayınlanan 2017 tarihli bir çalışma, hücrelerdeki kanser mutasyonlarının üçte ikisini kalıtım veya çevresel faktörler değil, DNA’daki rastgele hataların oluşturduğunu buldu.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Yorum Yap