Yazar: Dusge.com

Dünyanın dört bir yanından merak ettiğin, cevabını bilmediğin şeyleri keşfet. Bizler 21. yüzyılın kâşifleriyiz.

Yılların Eskitemediği Oyun GTA San Andreas Hileleri

Muhtemelen GTA San Andreas oyununu bilmeyen yoktur. Bu yazımızda en sevilen, bilinen ve unutulmaz GTA San Andreas hilelerini dev bir liste halinde topladık. Unutmadan, bu hilelerin APK’larda, Playstation (PS2), PSP, tablet ve mobil telefonlarda geçerli olmadığını üzülerek belirtmek isteriz, yalnızca Windows ve MacOS versiyonlarında geçerli. İşte en sevilen ve hiç bilinmeyen gizemli GTA San Andreas hileleri tavsiye listesi.

Bütün GTA San Andreas Hileleri (Hepsi)

GTA San Andreas Silah Can ve Zırh Hileleri

GTA SA Hileleri

GTA San Andreas’da en çok kullanılan hilelerini bu başlık altında sizler için bir araya getirdik.

  • LXGIWYL – 1. Silah Paketi Hilesi 
  • KJKSZPJ – 2. Silah Paketi Hilesi
  • UZUMYMW – 3. Silah Paketi Hilesi
  • ROCKETMAN – Jetpack Hilesi
  • AIYPWZQP – Paraşüt Hilesi
  • WANRLTW – Sınırsız Cephane Hilesi
  • NCSGDAG – Tüm Silah Seviyenizi Hitman (En Yüksek Seviye) Yapar: Örneğin Uzi’niz Artık Bir değil, iki tane olacak.
  • OUIQDMW – Araç Kullanırken Bir Yandan da Nişan Alırsınız
  • HESOYAM – Can, Zırh, $250.000
  • BAGUVIX – Ölümsüzlük Hilesi
  • ASNAEB   – Polislerden Kurtulma Hilesi
  • AEZAKMI – Polisler Artık Peşinize Takılmayacak
  • OHDUDE – Helikopter Hilesi

En Çok Sevilen ve Kullanılan GTA SA Hileleri

GTA San Andreas Hileleri

GTA San Andreas oyununda en çok işinize yarayabilecek hile kodları. Bunlar en çok kullanılan ve sık sık aratılan GTA hileleridir.

  • LXGIWYL – Silah paketi 1 
  • KJKSZPJ – Silah paketi 2 
  • UZUMYMW – Silah paketi 3 
  • ROCKETMAN – Jetpack verir.
  • WANRLTW – Sınırsız cephane.
  • HESOYAM – Can, Zırh, $250.000
  • BAGUVIX – Ölümsüzlük.

GTA San Andreas Hava ve Zaman Hileleri

GTA SA Hileleri

Bu başlık altındaki listemizde hava ve günün zamanı ile ilgili GTA San Andreas hilelerini bir araya getirdik.

  • AFZLLQLL – Güneşli Hava
  • ICIKPYH – Çok Güneşli Hava
  • ALNSFMZO – Bulutlu Hava
  • AUIFRVQS – Yağmurlu Hava
  • CFVFGMJ – Sisli Hava
  • MGHXYRM – Gök Gürültülü ve Fırtınalı Hava
  • CWJXUOC – Kum Fırtınası
  • YSOHNUL – Saat Hızlı İşler
  • PPGWJHT – Hızlı Oyun
  • LIYOAAY – Yavaş Oynanış
  • XJVSNAJ – Her Zaman Gece Vakti Yaşanır
  • OFVIAC – Turuncu Renk Gökyüzü

GTA San Andreas Polis, Aranma Seviyeleri ve Çeteler ile İlgili Hileleri

GTA San Andreas Hileleri

Aşağıdaki listede, GTA San Andreas aranma, polis ve çete hilelerini bir araya getirdik.

  • OSRBLHH – Aranma seviyenize 2 yıldız ekler.
  • ASNAEB – Polislerden kurtulursunuz.
  • LJSPQK – Polisler tarafından 6. seviyeden aranırsınız
  • AEZAKMI – Asla aranmazsınız.
  • MUNASEF – Adrenalin modu.
  • KANGAROO – Mega zıplama.
  • IAVENJQ – Mega yumruk.
  • AEDUWNV – Asla acıkmazsınız.
  • CVWKXAM – Sınırsız oksijen.
  • BTCDBCB – Şişmanlarsınız.
  • KVGYZQK – Zayıflar, sıska kalırsınız.
  • JYSDSOD – Maximum güç.
  • OGXSDAG – Maximum güven.
  • EHIBXQS – Maximum çekicilik.
  • MROEMZH – Her bölgede çeteniz olur.
  • BIFBUZZ – Sokakları çeteler kontrol eder.

GTA SA Kas ve Kilo Hileleri (Şifresi) 

  • Maksimum kas: JYSDSOD
  • Minimum kas ve şişmanlık: KVGYZQK

GTA San Andreas Araba Hileleri

GTA SA Hileleri

Bu GTA San Andreas hilelerini (şifrelerini) kullanarak her türlü bilinmeyen arabaya, uçağa, tanka, motora ve araca modifiyeli yamaları olarak sahip olmanız mümkün.

  • AIWPRTON – Rhino verir
  • CQZIJMB – Bloodring Banger hilesi
  • JQNTDMH – Rancher hilesi
  • PDNEJOH – Yarış arabası hilesi
  • VPJTQWV – Yarış arabası hilesi 2
  • AQTBCODX – Romero hilesi
  • KRIJEBR – Stretch hilesi
  • UBHYZHQ – Çöp kamyonu hilesi
  • RZHSUEW – Cadillac hilesi
  • JUMPJET – Hydra hilesi
  • KGGGDKP – Hovercraft hilesi
  • OHDUDE – Helikopter hilesi
  • AKJJYGLC – ATV hilesi
  • AMOMHRER – Tanker hilesi
  • EEGCYXT – Dozer hilesi
  • URKQSRK – Planör hilesi
  • AGBDLCID – Monster hilesi
  • FLYINGTOSTUNT – Gösteri uçağı hilesi
  • TRUEGRIME  – Temizlik Aracı hilesi
  • FOURWHEELFUN – ATV hilesi
  • WHERESTHEFUNERAL – Romera Verir
  • CELEBRITYSTATUS  – limuzin hilesi
  • ITSALLBULL  – Dozer Hilesi
  • VROCKPOKEY  – Yarış Arabası Hilesi
  • MONSTERMASH – Monster Ride verir (Dev Jip)

GTA SA San Andreas Araç Seviye Hileleri (Şifreleri)

GTA San Andreas Hileleri

Bu hileleri kullanarak oyunda kullandığınız tüm arabalara ve araçlara seviye atlatabilir, hızlandırabilir, geliştirebilir ve istediğiniz takdirde uçma hilesi yapabilirsiniz.

  • CPKTNWT – Tüm araç sürme seviyeleriniz en üst seviyeye çıkar.
  • XICWMD – Görünmez araçlar. (motorları etkilemez)
  • PGGOMOY – Mükemmel araç kontrolü.
  • ZEIIVG – Bütün lambalar yeşil olur.
  • YLTEICZ – Agresif sürücüler.
  • LLQPFBN – Pembe trafik.
  • IOWDLAC – Siyah trafik.
  • AFSNMSMW – Uçan botlar.
  • BGKGTJH – Trafikte ucuz arabalar.
  • GUSNHDE – Trafikte hızlı arabalar.
  • RIPAZHA – Uçan arabalar.
  • JCNRUAD – Ekrandaki tüm araçlar patlar.
  • COXEFGU – Tüm araçların nitrosu olur.
  • BSXSGGC – Dokunduğunuz araçlar patlar.
  • THGLOJ – Sakin trafik.
  • FVTMNBZ – Trafikte kasaba araçları.
  • VKYPQCF – Taksilere nitro verir.
  • VQIMAHA – Tüm araçların seviyesini maximum yapar.

Oyuna Renk Katan GTA San Andreas Hileleri

GTA SA Hileleri

Aşağıdaki GTA San Andreas hileleri ise oyundaki tüm insanlarda değişikliğe sebep olur, kendinizce eğlence ve kargaşa çıkarabilirsiniz.

  • AJLOJYQY – Herkes birbirine saldırır
  • BAGOWPG – Herkes sizden nefret eder
  • FOOOXFT – Herkese silah verir
  • SZCMAWO – İntihar edersiniz
  • CIKGCGX – Plaj partisi hilesi
  • AFPHULTL – Her yerde ninjalar olur
  • IOJUFZN – Halk isyan eder
  • PRIEBJ – Funhouse teması
  • SJMAHPE – Herkese 9mm silah verir
  • ZSOXFSQ – Herkese roketatar (Bazuka) verir

Bilinmeyen ve Merak Edilen Hileler

GTA San Andreas Hileleri

GTA San Andreas’ta hiç bilinmeyen ve herkes tarafından hızlı koşma gibi merak edilen hileleri sizler için bu başlık altında topladık.

  • Stateofemergency – Zehirli gaz
  • Crazytown – Ölümcül Ateş
  • Speedfreak – Nitro
  • Speedltup – Hızlı koşu (koşma) hilesi
  • Professionalkiller – Katil hitman hilesi
  • Ohdude – Helikopter
  • Fourwheelfun – ATV
  • Bagowpg – Ödül Avcısı
  • Bgluawml – Fırlatma Rampası
  • Ghosttown – Hayalet şehir
  • Vrockpokey – F1 Arabası hilesi
  • Ajlojyqy – Golf kulübü sahibi olma hilesi
  • Jqntdmh – Çiftlik sahibi olma hilesi
  • Ubhyzhq – Büyücü yaşlı kadın kılık değiştirme, kıyafet hilesi
  • Jumpjet – Uçak hilesi
  • Rocketman – Jetpack hilesi
  • Celebritystatus – Zengin statüsü kazanırsınız
  • Professionalskit – Pro silahlar
  • Jcnruad – Tuz bombası
  • Cpkınwt – Tüm arabalar aynı anda patlar
  • Brıngıton – Herkes sizi arar
  • Buffmeup – Kas Hileleri
  • Nightprowler – XXX
  • AIYPWZQP – Paraşüt hilesi

Siber Zorbalık: Nedir, Önleme Yöntemleri, Sebepleri ve Örnekleri

Siber zorbalık kısaca bir insanı tehdit etmek, taciz etmek, utandırmak veya hedef almak için teknolojinin kullanılması demektir. Siber zorbalık çevrimiçi tehditler, agresif veya kaba yazılar, tweetler, gönderiler veya mesajların tümüyle örneklenebilir. Bir başkasını incitmek veya utandırmak için tasarlanmış kişisel bilgileri, resimleri veya videoları yayınlamak da siber zorbalığın bir diğer yoludur.

Siber Zorbalık Nedir?

Siber zorbalık, internette çevrimiçi olarak yayınlanan ve bir başkasını incitmek, taciz etmek veya üzmek için yapılan her şeydir. Aynı zamanda bunu yapan kişiden talep edilmesine rağmen fotoğrafların, mesajların veya gönderilerin kaldırılmamasıyla da olur.

Bireyin cinsiyeti, dini, cinsel yönelimi, ırkı veya fiziksel farklılıkları gibi şeylere odaklanan kaba yorumlar, birçok ülkede yasalara aykırı görülür. Bu durum, olaya hukukun dahil olabileceği ve adli yaptırımlara sebep olabilecek bir eylemdir.

Siber zorbalık, genellikle anonim kişiler tarafından yapıldığı için kişinin tespiti biraz zor olabilir. Bu durumun kontrolü de zordur ve mağdur olan kişinin(veya kişilerin) mesajları veya bilgileri kaç kişinin gördüğüne dair hiçbir fikri yoktur. Birçok insan telefonlarını veya bilgisayarlarını kontrol ettiklerinde bununla sık sık karşı karşıya kalabilirler.

Siber zorbalık ve taciz, diğer zorbalık eylemlerinden daha kolay olabilir çünkü zorbalığı yapan kişi, hedefiyle yüz yüze olmak zorunda değildir.

Siber Zorbalığın Sonuçları Nelerdir?

Bazen, diğer zorbalık türleri gibi siber zorbalık da uzun vadede ciddi sorunlara yol açabilir. Sürekli olarak bir üzüntü veya korku durumunda olmanın stresi, ruh hali, enerji seviyesi, uyku ve iştahla ilgili birçok soruna yol açabilir. Aynı kişinin gergin, endişeli veya üzgün hissetmesine de neden olabilir. Birey hali hazırda depresyondaysa veya benzer psikolojik sorunlar yaşıyorsa, siber zorbalığa maruz kalması durumu çok daha kötüleştirebilir.

Zarar gören sadece zorbalığa uğrayan kişi değildir ve zorbalığı yapan kişi ciddi cezalarla karşı karşıya kalabilir.

İnsanlar Neden Siber Zorbalığa Başvurur?

“Siber zorbalık neden yapılır?” diye kendi kendinize soruyorsanız, aslında bunun için birçok nedeni olabileceğini bilmelisiniz. Bazen siber zorbalık gibi görünen gönderiler veya yazılar tamamen tesadüfi olabilir, yani amaç aslında kimseyi kırmak olmamasına rağmen yanlış anlaşılabilir. Sosyal medyanın günden güne yaygınlaşması sebebiyle günümüzde devamlı olarak benzer vakalar artmaktadır.

Birçok insan siber zorbalıkla karşı karşıya kaldığını rahatlıkla fark eder, çünkü zorbalık tekrarlanan hakaret veya tehditlerden oluşur. Zorbalığı yapan insanlar da çizgiyi aştıklarını ve bunun suç olduğunu genelde bilirler. Tek seferlik bir şaka veya hakaret değil, tüm bunların devamlı olarak abartılı şekilde yapılmasıdır.

Siber Zorbalık Konusunda Ne Yapabilirim, Nasıl Önlerim?

Bazen insanlar korkar veya zorbalığa uğrayıp uğramadıklarından emin olamazlar. Farkında olsalar bile bu konuyu çözmek için genelde hiçbir çabada bulunmazlar. Zorbalığa maruz kalıyorsanız, tacize uğruyorsanız veya sizinle incitici şekilde alay ediliyorsa (ya da bunu yaşayan birini tanıyorsanız) sessizlik içinde acı çekmek zorunda değilsiniz. Üzücü mesajları, gönderileri veya e-postaları kesinlikle gerekli merkezlere bildirmelisiniz.

Uzmanların çoğu bu konuda hemfikirler, eğer genç veya çocuk yaşlardaysanız yapılacak ilk şey, bu durumu yakınınız olan bir yetişkine anlatmaktır. Bunu söylemek genellikle yapmaktan daha kolaydır. Siber zorbalığa maruz kalan kişiler utanç duyabilir veya kendisini rahatsız eden kişiyi şikayet etmekten korkabilir. Bazıları da bu zorbalığı kimin yaptığından % 100 emin olmadıkları için tereddüt edebilir. Ancak eğer somut adım atılmazsa, günden güne durum daha da kötüleşebilir. Bu sebeple sizi anlayacak ve yardım edebilecek bir yakınınızla görüşmelisiniz. Kişi her ne kadar anonim de olsa tespiti mümkündür, kişiyi şikayet edip kendinizi savunmanız önemlidir.

Hatta siz kendilerine söylemekten çekinseniz de, ebeveynleriniz aslında bu durumda size en çok destek verecek kişilerdir. Bu sorunla yüz yüze kaldığınız anda sizin içinizi rahatlatacak ve sizlere yön verecek kişiler şüphesiz ebeveynlerinizdir. İnternet ve sosyal medya kullanımı hakkında yazılan makaleleri okuyabilir ve bu mecraları en güvenli şekilde nasıl kullanacağınızı öğrenebilirsiniz.

Uzaklaşın… Siber zorbaları görmezden gelmek güçlerini ellerinden almanın en iyi yoludur, ancak bunu yapmak her zaman kolay değildir ve en iyi yolu ise sosyal medya gibi araçları kullanımı azaltmaktır. Daha çok internet üzerinden faydalı bilgiler öğrenebileceğiniz mecralarda gezinmenizi öneririz (mesela dusge.com).

Sizi rahatsız eden şeyler görüyorsanız, bilgisayar veya telefonunuzdan bir süre uzaklaşmayı deneyin. Cevap vermeyin ve mesajı asla bir başkasına iletip yaymayın, kendinizi olan bitenden uzaklaştıracak bir şeyler bulun. Gitar çalmak, koşuya çıkmak, bir kitapta veya filmde kendinizi kaybetmek gibi, size neler olduğunu düşünmek için zaman bırakmayan sevdiğiniz bir şeylerle ilgilenin.

Misilleme veya karşılık verme dürtünüze engel olun ve kesinlikle karşılık vermeyin. Siber zorbalıkla karşı karşıya kaldığınızda uzaklaşmak veya ara vermek size biraz rahatlama getirecektir, böylelikle biraz kafa dinler ve konudan uzaklaşırsınız. Üzgün ​​olduğunuzda karşılık vermek işleri daha da kötüleştirebilir (Bir siber zorbaya karşılık vermek çok nadir de olsa işe yarayabilse de uzmanlar tarafından önerilmez).

Sizi Rahatsız Eden Gönderileri Kayıt Altında Tutun

Yapabiliyorsanız zorbalığın kanıtlarını saklamak ve bir bellekte depolamak iyi bir fikir olabilir. Şikayette bulunduğunuz takdirde iddialarınızı kanıtlamanızda size yardımcı olacaktır. Rahatsız olduğunuz e-postaları, metinleri veya diğer verileri rahatlıkla bir flash diskle veya herhangi bir hafıza kartında saklayabilirsiniz.

Yaşadığınız bu durumu kesinlikle bildirin. Sosyal medya siteleri, bu tarz rahatsız edici gönderileri veya iletileri dikkate alıp yaptırım uygulayabilir. Bunları gerekli mecralara (cimer gibi) veya direkt söz konusu sosyal medya sitesinin merkezine şikayet edebilirsiniz.

Söz konusu kişiyi engelleyip size ulaşmasının önüne geçebilirsiniz. Çevrimiçi ortamda güvenli bir şekilde vakit geçirmek için bu insanları kendinizden uzak tutmalısınız. Ayrıca akıllı telefonunuzu ve sosyal medya hesaplarınızı güçlü birer parola ile koruyun ve parolalarınızı sık sık değiştirin.

Ayrıca, insanların görmesini istemediğiniz kişisel bilgileri veya fotoğrafları/videoları paylaşmadan önce iki kez düşünmenizi öneririz. Bir fotoğraf veya mesaj gönderdikten sonra, silmek zor veya imkansız olabilir, daha doğrusu silseniz bile birçok kişiye ulaşmıştır bile. Bu nedenle fotoğraf veya bir yazı yayınlarken dikkatli olun.

Pisagor: Kimdir, Hayatı ve Teoremi

Pisagor (Pythagoras), çoğumuzun duyduğu bir isim, ancak onun hakkında ne kadar bilgimiz var? Muhtemelen cevaplar birçok kişi için “oldukça az” şeklinde. Örneğin, Pisagor’u bir tanrı olarak kabul eden ve ona tüm benliğiyle tapınan kişilerin bulunduğunu pek çoğumuz bilmeyiz. Pisagor’un hayatı, çalışmaları ve kısaca pisagorculuk hakkında her şey için okumaya devam edin.

Pisagor ve Pisagorcular

Pisagorcular her şeyin sayılara indirgenebileceğine inanıyorlardı: tüm evren matematik kullanılarak inşa edilmişti. Yaşadığımız günlük gerçekliğin ardındaki gerçeğin sayılarda yattığını söylediler.

“Her şeyin teorisini” veya “büyük birliği” arayan modern fizikçiler Pisagorcular’dır. Evrenin sırrının, matematiksel denklemlerle tamamen anlaşılabileceğine inanıyorlar ve bu denklemleri bulmak için bir arayış içindeler.

Philolaus, bu inançlar hakkında yazan ilk Pisagorcuydu. Eserlerinin sadece bazı parçaları günümüze kadar ulaşabildi. Ona göre, “Bilinebilecek her şeyin bir numarası vardır; Zihin, dünyanın ve evrenin tüm sırlarını çözebilecek kadar gelişmiş bir olgudur.” sözü önemli bir rotaydı.

Modern fizikçiler, sayıların evreni tanımladığına inandıkları için Pisagorcu olsalar da, çoğu diğer Pisagor inançlarını paylaşmazlar, örneğin antik pisagorculara göre:

  • Fasulye yemek günahtır.
  • Erkekler tek sayılarla ve kadınlar çift sayılarla temsil edilir.
  • İnsanların bedenlerinden ayrı ruhları vardır. Bu ruhlar, ölümden sonra yeni insan veya hayvan bedenlerinde yeniden doğarlar. Gelin biz buna reenkarnasyon diyelim.
  • Pisagor, hayvanlarla konuşma, diğer insanlarla yaşadığı önceki yaşamları hatırlama, depremleri tahmin etme, rüzgârın esmesini ve yağmasını durdurma, deniz dalgalarını hafifletme gibi doğaüstü yeteneklere sahipti.

Romalı tarihçi Cicero, herhangi bir fikri sorgulandığında Pisagorcuların her zaman verebilecek bir cevapları olduğunu söyledi:

Pisagor’un Hayatı İle İlgili Bilgiler

Vikipedi’ye göre Pisagor hakkındaki gerçekleri kesin olarak belirtmek zordur. Çünkü onun zamanına ait yazılı kayıt yok denecek kadar az. Onun hakkında bildiklerimizin çoğu, yaşadıktan yüzlerce yıl sonra yazılmıştır. Yani güvenilirliği tartışmalıdır.

Pisagor, MÖ 570 yılında Yunanistan’ın Samos adasında doğdu. Babası bir tüccardı.

Pisagor’a matematik, Eski Mısır’dan Yunanlılara matematiği getiren Thales ve Thales’in eski öğrencilerinden olan Anaximander tarafından öğretildi.

Thales, Pisagor 22 yaşındayken ona Mısır’ı ziyaret etmesini tavsiye etti. Pisagor bu tavsiyeyi dikkate aldı ve uzun bir zaman geçmeden Mısır’a gitti. Pisagor Mısır’ı sevmiş olsa gerek ki, orada yaşamının sonraki 22 yılı boyunca matematiksel ve ruhani fikirlere hakim olarak yaşadı.

Mısır’dan ayrılışı ise kendi tercihi değildi, bir Pers istilasında esir düştü ve tutsak olarak Babil’e götürüldü.

Babilliler o zamanlar muhtemelen dünyanın en iyi matematikçileriydi. Pisagor, yaklaşık 12 yıl yaşadığı Babil’de matematiği ve Doğu’nun ruhani fikirlerini burada edindi.

Ancak 56 yaşına geldiğinde özgürlüğüne kavuşabilmişti. Babil’den ayrılıp doğduğu yer olan Samos’a döndü. Orada, eski Mısır ve Doğu’dan kendi fikirlerinin, matematiğinin ve mistisizmin karışımına dayanan yaşam felsefesini insanlara öğretmeye başladı.

Söylenenlere göre bundan iki yıl sonra Pisagor Samos’tan ayrıldı. Çok fazla insan onun yeni fikirlerine düşman oldu. O zamanlar Antik Yunanistan’ın bir parçası olan ve şimdi Güney İtalya’da bulunan Croton şehrine taşındı.

Orada fikirleri daha çok değer görüyordu, Pisagorculuk felsefi öğretilerinin de buradan çıktığı düşünülüyor.

Pisagorcular, inançları sayıların gücüne dayanan dini bir mezhep veya tarikattı; dürüstlük; basit, bencil olmayan bir hayat yaşamak; ve genel olarak insanlara ve hayvanlara şefkat göstermeye çalışmak yaşam gayeleriydi.

Pisagorcuların Yapısı

Pisagorcular için en büyük sayı 10’du.

10, ilk dört sayı olan 1, 2, 3 ve 4’ün toplamından oluşuyor. Bu sayılar, tetrakti adı verilen eşkenar üçgenin oluşumunu sağlıyor. Pisagorcuların birçoğu, anlatılara göre tetrakti adını verdikleri bu üçgene tapınıyordu.

Pisagorcuların Matematiğe Katkıları Nelerdir?

Pisagor, matematiğin babası olarak bilniir.

Pisagorcular, Antik Yunan matematiğine büyük katkılarda bulundular. Bu katkıların bizzat Pisagor’dan mı yoksa diğer Pisagorculardan mı geldiğinden ise emin değiliz.

Matematiğin bir kısmı Mısır ve Babil’den geldiği için, bu yüzden doğrudan Pisagor’dan gelmiş olması muhtemel.

Pisagorcular ve Yunanlılar, o dönemlerde matematiğe birçok katkıda bulundular. Yunanlılar, mantıksal olarak ispatlanana kadar hiçbir şeyin doğru olarak kabul edilemeyeceğini düşünüyordu.

Her Şey Bir Sayıdan İbarettir

Pisagorcular, evrendeki her şeyin temelinin sayılar olduğuna inanıyorlardı.

Sayıların Varlığı

Pisagorcular, sayıların kendi başlarına var olduğunu düşünen ilk insanlardı. Onların tanımlarına göre 3 her zaman vardır. 3’ün varlığını haklı çıkarmak için 3 kişiye, 3 tavuğa veya 3 satıra ihtiyacınız yoktur. Tüm sayılar kendi başlarına vardır ve gerçek olmaları için gerçek nesnelerle ilişkilendirilmeleri gerekmez.

Pisagor Teoremi

Dik açılı bir üçgen için, diğer iki kısa kenarın karelerinin toplamı, hipotenüsün karesine eşittir. Pisagor, bu kuralı Mısırlılardan ve Babillilerden öğrenmiştir. Kuram onun adını taşıyor, çünkü Pisagor bunun tüm dik üçgenler için doğru olduğunu bulmuştu ve buluşları arasında en bilineni budur. En azından neyi bulduğuna dair yapılan anlatılar bu yönde diyelim.

İrrasyonel Sayıların Keşfi

Pisagor teoremini, iki kısa kenarının her birinin uzunluğu 1 olan bir üçgen üzerinde kullandığınızda, üçgenin hipotenüsünün uzunluğunun √2 olduğunu fark edersiniz. İşte, Pisagor tam da bu düşünceyle irrasyonel sayıları ortaya çıkardı.

Matematik ve Müzik

Pisagor, her şey gibi müziğin de tam sayı oranlarına dayandığına inanıyordu. Ayrıca, müziğin iyileştirici özelliklere sahip olduğunu düşünüyordu. Demirci çekiçlerinin farklı büyüklükteki örslere vurduğunda ortaya çıkan farklı sesleri duyduğu, buna dayanarak müzikle arasında matematiksel bir ilişki olduğunu fark ettiği bir hikaye de o dönemler sık sık anlatılıyormuş.

Pisagor aslında yetenekli bir lir sanatçısıydı ve o dönemler müzik perdesi ile tel uzunluğu arasındaki ilişkiyi inceledi. Özetle, müzik notalarının gerçekten de tam sayı oranları tarafından belirlendiğini bu şekilde keşfedecekti. Pisagor’un konuya olan katkısı kesin olmasa da iki Pisagorcu olan Philolaus ve Archytis bu alanlarda çalışmıştır.

Philolaus, bir telin uzunluğunun yarısına denk gelirseniz, üretilen notanın perdesinin bir oktav kadar arttığını ve bir dizgiyi üçte iki küçültürseniz, notanın perdesinin beşte bir oranında arttığını ve bir oktav olduğunu keşfetti. Yani telin her bölgesinde farklı genlikte ve frekansta sesler çıkıyordu.

Archytis ise müzikal ilişkileri matematiksel olarak kanıtlayan ilk kişiydi.

Matematik ve Astronomi

Pisagor, Dünya’nın evrenin merkezinde olduğuna inanıyordu. Philolaus gibi Pisagorcular onunla aynı fikirde değildi. Dünya’nın ve güneş dahil diğer her şeyin “merkezi ateş” denen bir şeyin yörüngesinde olduğuna inanıyorlardı. Nicolaus Copernicus (Nikolas Kopernik)’un, yaklaşık iki bin yıl sonra güneş sistemine ilişkin kendi görüşünü anlatırken Philolaus’un araştırmalarından bazı alıntıları kullandığı biliniyor.

Pisagor’un Ölümü

Pisagor’un yaklaşık MÖ 495’te, 75 yaşında öldüğü düşünülüyor. Bazı eski kaynaklar 100 yıl yaşadığını da iddia ediyor. Croton’da veya Croton’dan güney İtalya kıyısındaki Metapontum şehrinde öldüğü düşünülüyor. Nerede ve ne zaman ölürse ölsün, matematiksel mirası hala bizimle. En azından Pisagor Teoremi…

Saç Ekimi Nedir? Nasıl Yapılır, Fiyatları ve Sonuçları

Saç ekimi en popüler saç restorasyon tedavilerinden biridir. Son zamanlarda daha fazla ilgi görmeye başlayan bu prosedür hakkında yanlış bilinen bir çok bilgi bulunuyor. Dusge olarak, saç ekimi hakkındaki sorularımızı Uzm. Dr. Murat Konakçı‘ya sorduk. Bu yazıda saç ekimi temellerini, nasıl çalıştığını ve saç restorasyon ameliyatı geçirmeden önce bilmeniz gerekenleri anlatacağız.

Saç Ekimi Nedir?

Saç ekimi ameliyatı, kel veya saçları dökülmeye başlamış birinin kaybettiği saçları geri kazanmasına yardımcı olabilecek bir cilt restorasyon tedavisidir. Erkeklerde tipik kellik ve kadınlarda saç incelmesi gibi çeşitli saç dökülmesi durumlarında tedavi amaçlı kullanılır.

Saç ekimi ameliyatı olurken, cerrahınız aldığınız saçların, mevcut saçlarınızla sorunsuz bir şekilde karışabilmeleri için uygun açıda ve doğal pozisyonlarında yerleştirildiğinden emin olmalıdır. Hastaların saç ekimi sırasında hafif ağrı hissetmesi yaygındır. Saç ekimi uzmanları bu süreç boyunca sizi rahat ettirmek için kafa derinizi uyuşturacak ilaçlar kullanırlar, böylece ağrı hissetmezsiniz.

Saç Ekimi Nasıl Yapılır?

Saç ekimi işlemleri, saç restorasyon doktorları (saç cerrahları olarak da bilinir) tarafından gerçekleştirilir. Başlamak için, saç restorasyon uzmanları önce hastanın saç derisini inceleyecek ve saç dökülmesi geçmişine ışık tutacaktır. Bu bilgiler dahilinde sizin için hangi tedavinin en iyi olacağına karar verecekler. Saç ekimi sizin için uygun bulunursa, cerrahınız optimum sonuçları sağlamak için kesin tekniklerle size özel bir cerrahi plan hazırlayacaktır.

Bir saç ekimi ameliyatı, toplamda kaç grefte ihtiyaç duyulduğuna bağlı olarak dört saatten birkaç güne kadar sürebilir. Bu süre boyunca, ‘mikro bıçaklar’ adı verilen manuel veya elektrikli aletler kullanılarak tedavi edilen alana çelik mikroskobik boyutlu yarıklar oluşturulur. Bu kesiler, doktorların başın arkasından sağlıklı donör kılları çıkarmasını ve daha sonra saç dökülmesi yaşanan bölgeye nakledilmesini sağlar.

Saç Ekiminin Faydaları Nelerdir?

Tahmin edebileceğiniz gibi saç ekiminin saçsız cilde birçok faydası vardır. Saç ekiminin bir yararı, saç büyümesini daha doğal bir görünüme kavuşturması ve başlangıçta orada olmaması gereken foliküllerden çıkan saçların ciltte oluşturduğu görünür yara izi veya başka işaretlerin olmamasıdır. Saç restorasyon cerrahisinin bir diğer önemli yararı da, tedaviden sonra ne tür saçların yeniden çıkacağını seçebilmenizdir, yani kısa saç istiyorsanız bu mümkün!

Saç Ekimi Sonuçları

Saç ekimi sonuçlarının mümkün olduğunca etkili ve doğal görünmesi için saç restorasyon cerrahınız saçların sağlıklı bir saç derisinde doğal olarak nasıl büyüyeceğine benzer şekilde saçların uygun pozisyonlarına ekilmesini sağlayacaktır. Bazı hastalar saç ekimi işlemleri sırasında hafif rahatsızlık hissedebilir ancak bu durum yaygın değildir.

Doktorunuz ameliyata başlamadan önce sizi uyuşturan ilaçlar verecek, bu sayede saç ekimi ameliyatı sırasında minimum ağrı hissedeceksiniz. Aslına bakarsanız bu içeriği hazırlarken sorularımızı yönettiğimiz Dr. Murat Konakçı, hastalarının çoğunun tedavi boyunca çok az ağrı hissettiklerini, hatta hiç ağrı hissetmeyen hastalarının da bulunduğunu söylüyor.

Saç Ekimi Ameliyatı ile Yaşanan Komplikasyonlar

Herhangi bir tıbbi prosedürde olduğu gibi, saç implantları da kendi olası riskleri ve yan etkileri ile gelir, ancak bu onları kesinlikle yaşayacağınız anlamına gelmez!

En yaygın saç ekimi sorunları şunlardır:

  • geçici kızarıklık
  • tedavi edilen alanın etrafında şişlik
  • implant bölgesinde enfeksiyon (hafif rahatsızlık olarak kendini gösterebilir)
  • kanama
  • sıvı drenajı
  • morarma
  • implant yer(ler)inde kaşıntı
  • tedaviyi takip eden süreler boyunca ışığa duyarlılık
  • asimetrik görünüm

Zen Polikliniğe bu komplikasyonları sorduğumuzda, bu semptomların tipik olarak saç ekimi tamamlandıktan sonra azaldığını ve bu nedenle ameliyat sonrası bakımınız için kesinlikle doktorunuzun talimatlarına uymanız gerektiğini belirttiler.

Enfeksiyon veya asimetri gibi saç ekimi ameliyatı komplikasyonlarından kaçınmak için, saç ekimini yaptıracağınız kliniğin iyi bir geçmişe sahip olduğundan emin olmanız gerekiyor. Bu polikliniklerin kurul onaylı olmaları gerekir ve aşılama teknikleri (FUT/FUE gibi) dahil olmak üzere çeşitli saç dökülmesi tedavileri konusunda deneyime ihtiyaçları vardır. Ayrıca, durumları geçici mi yoksa kalıcı mı olduğuna bakılmaksızın, hastalara güvenli bir şekilde saç ekimi yapabilmeleri için yüksek kaliteli cerrahi ekipmana erişimi olan bir poliklinik tercih ettiğinize emin olmalısınız.

Bizlere bu bilgileri paylaşan Zen Poliklinik, hastaların doktor seçerken mutlaka çok dikkatli olmasını gerektiğini belirtiyor.

Sihirli FUE Yöntemi ile Saç Ekimi Ağrısına Elveda

Saç ekimi ağrısı hakkında daha fazlasını sorduğumuzda ise Dr. Murat Konakçı bizlere; saç ekimi merkezlerinin genellikle şerit yöntemi prosedürünü tercih ettiğini ancak onların FUE yöntemini tercih ettiklerini belirtti. Aslına bakarsanız FUE devrimsel bir teknik.

Binlerce hasta üzerinde yapılan araştırmalar, bu yöntem ile ekilen saçların daha doğal göründüğünü ve arkasında doğrusal bir yara izi bırakmadığını gösterdi. Aynı zamanda, FUE ile saç ekimi işlemini daha az zaman alıyor ve bu da normal rutininize daha da erken dönebileceğiniz anlamına geliyor.

Kadınlarda Saç Ekimi Sandığınızdan Daha Sık Tercih Ediliyor

Kadınlarda saç ekimi yapılıyor mu gibi sorularınız olabilir, bizim de vardı. Bu nedenle bu konuyu doktorumuz Dr. Murat Konakçı‘ya sorduk ve o, bu işlemin sandığımızdan daha popüler olduğundan bahsetti;

“Kadınlar da en az erkekler kadar saç dökülmesine karşı hassastır, bu nedenle saç ekimi ameliyatı onlar için de sıklıkla tercih edilen bir seçenektir. Saç ekimi, daha hacimli bir görünüm elde etmek için hacmi artırmaya, saç inceltme sorunlarını azaltmaya ve başın ön kısmındaki saç çizgisini yeniden şekillendirmeye yardımcı olabilir.”

Saç Ekimi Sonrası Ne Zaman Normal Yatılır?

Genellikle saç ekimi ameliyatı saatler içerisinde yapılabilmektedir. Saç ekimi orada olmaması gereken saç kökleri birkaç hafta sonra dökülecektir. Tam iyileşme sürecini genellikle 3-4 haftayı bulabileceği için ilk zamanlarda normal yatmamaya özen göstermelisiniz.

Bu soruyu yönelttiğimizde uzman doktorumuz bu sürecin tamamen saç ekimininizin yöntemine ve miktarına bağlı olduğunu söylüyor. Doktorunuzdan geçirdiğiniz işleme özel bir tavsiye almanız sizin için en sağlıklısı yanıt olacaktır.

2021’de Saç Ekimi Fiyatları Neler?

Saç ekimi fiyatı, saç ekimi cerrahına, saç tipine ve kaç greft gerektiğine bağlı olacaktır. Bizim yaptığımız araştırmalara göre maliyet genellikle 2.000 ila 10.000 Türk Lirası arasında değişiklik gösteriyor. Ancak doktorumuz, hastanın ihtiyaç duyduğu greftlere ve saç geçmişine göre değişiklik gösterebileceğini belirtiyor.

Saç Ekimi Sonrası Ağrılar Ne Kadar Sürer?

Çoğu insanın prosedürlerini takiben ameliyat sonrası rahatsızlıktan tamamen kurtulması yaklaşık bir buçuk saat sürer. Çok nadir de olsa bazı durumlarda komplikasyonlar yaşayabilirsiniz, bu gibi durumlarda mutlaka saç ekimini yapan doktorunuz ile görüşmelisiniz.

Bu makalede yer alan bilgilleri bizlere veren Uzm. Dr. Murat Konakçı, okurlarımızın saç ekimi hakkında olan sorularını seve seve cevaplayabileceğini belirtti.

Enrico Fermi: Nükleer Çağın Mimarı

Enrico Fermi, 1901 yılının Eylül ayında Roma’da dünyaya geldi. Çocukluk döneminde kardeşiyle birlikte ortak bir hobileri vardı. Beraber yaptıkları elektrik motorlar ve elektrikle çalışan birçok mekanik oyuncakla vakit geçirmeyi çok seviyorlardı. Tüm bu oyunları birlikte oynadığı kardeşi Giulio, 1915 yılında boğazında bulunan apsenin alınması için verilen narkozun tesiriyle erken yaşta hayata gözlerini yumdu. 

Fermi’nin fizik çalışmalarının temeli, lise yıllarında eline geçen bir fizik kitabıyla oluşmaya başladı. Kitabın adı Elementorum Physicae Mathematicae idi. Matematik, astronomi, mekanik, akustik ve optik gibi konuların yer aldığı kitabın Enrico Fermi için değeri paha biçilemezdi. Henüz o yıllarda Dünyanın manyetik alanını hesaplama ve jiroskop üretme gibi birçok projede yer aldı. Babasının iş arkadaşı olan Adolfo Amidei’nin ona verdiği fizik ve matematik kitapları, fiziğe olan ilgisini artırdı ve kendisini bu alanda günden güne geliştirmesine fayda sağladı. 

Enrico Fermi’nin Scuola Normale Supariore’deki Dönemi

Liseyi tamamladıktan sonra, Adolfo Amidei’nin de kendisine verdiği destekle Pisa şehrinde bulunan Scuola Normale Supariore (Bir Üniversite)’ye başvurdu ve girdiği sınavda birinci olmayı başardı. Ailesi ilk etapta buna karşı çıktı ve uzaklarda okumasını istemedi, ancak sonradan oğullarını kıramadılar ve kabul ettiler. 

Sınavda, seslerin kendine has özellikleri konulu bir kompozisyon yazılması istendi. Fermi, Fourier analizi yoluyla titreşen kordonun kısmi diferansiyel denklemini üretip çözmeyi başardı.

Enrico Fermi’nin o dönemler danışman hocası olan Luigi Puccianti, kendisinin Fermi’ye öğrettiğinden çok, ondan öğrendiklerinin fazla olduğunu söylüyordu. Hatta Luigi defalarca kez Enrico Fermi’yi seminer vermesi için davet etmişti. Fermi bu dönemler daha çok kuantum mekaniği, genel görelilik ve atom fiziği alanlarında çalışmalarda bulundu. 

Fiziğin her alanında oldukça kapsamlı bilgilere sahipti ve bu ilgi birikimi, çocukluk döneminden bu yana yaptığı eylemlere dayanıyordu. Astronomiden parçacık fiziğine, kuantum kuramlarından jeofiziğe kadar fiziğin bütün alanlarında engin bilgilere sahipti. “Her şeyi bilen adam” ve “Fiziğin Polimatı*” olarak anıldı.

Fermi henüz 53 yaşındayken mide kanserinden dolayı Amerika’daki evinde hayata veda etti. 

Enrico Fermi’nin Bilime Olan Hizmetleri

Enrico Fermi, geliştirilmiş ilk nükleer reaktörü icat eden ekibin lideriydi ve bu nedenle atom çağı başlatıcılarından olarak sayılıyor. İyiye ve kötüye her türlü yontulabilecek olan bu buluş, dünya tarihinde büyük bir öneme sahip. Zira zararlı yönünden bahsedecek olursak, atom bombası üretmek gibi işlevlerin temeli bu buluşa dayanıyor.

Parçacık fiziği alanına katkıları da yadsınamayacak kadar büyük. Kozmik ışınların, uzayda manyetik bölgeler tarafından maddeye hız kazandırılmasıyla oluştuğu yönünde bir tahminde bulundu. 

Wolfgang Pauli’nin 1925 senesinde “dışarlama” ilkesini formüle etti ve günümüzde Fermi-Dirac İstatistiği adıyla bilinen formüle başvurarak, bu ilkeyi normal şartlardaki gaza uyguladığı bir makale yayımladı. 

Enrico Fermi’nin nükleer güçle ilgili birçok patentinin haricinde, çok sayıda kuramsal araştırmaları da vardı. Nötronlar tarafından tetiklenen radyoaktiflikle ilgili yaptığı çalışma ve trans-uranyum elementlerinin keşfinden dolayı 1938 yılının Nobel Fizik Ödülü’nün sahibi oldu. 

Polimat: Bir konuyla ilgili her şeyi bilen anlamına gelir. Enrico Fermi’de fiziğin tüm alanlarıyla ilgili engin bilgilere sahipti.

Bilim İnsanları Bal Arılarının Evrensel Dilini Çözmeyi Başardı

Bilim İnsanları Bal Arılarının Evrensel Dilini Çözmeyi Başardı

Bilim insanları, son dönemde arıların birbirleriyle olan iletişimlerine ciddi anlamda yoğunlaştılar ve bunun sonucunda, bal arılarının dansları hakkında birçok bilinmeyeni açığa çıkardılar. 

Arılar ve insanların iletişim kurabildiği bir dünya, size bir animasyon filmi konusu gibi gelebilir. Son dönemlerde bu konuyla ilgili yapılan araştırmalar sonucunda arıların birbirleriyle nasıl konuştuklarına dair bazı bilgiler açığa çıktı. Animal Behaivor dergisinin Nisan sayısında yer alan bir makalede araştırmacılar, bal arılarının waggle danslarının diğer türler ve çevre arasındaki kodunu çözmeyi mümkün kılan bir evrensel kalibrasyonun keşfini açıkladılar. Evet belki bu arılarla konuşmamızı sağlamayacak ancak mevcut arı popülasyonlarını korumamıza yardımcı olabilir. 

O zamaaan, Dans!

Eğer bir apiarist (arıcı) değilseniz, arıların waggle dansının ne olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bir işçi arı yakınlarda yeni bir nektar kaynağı bulduğunda, iyi haberi diğer arılara vermek için sekiz rakamına benzer bir şekilde dans eder. 

Yukarıdaki videoda da görebileceğiniz üzere dansın bazı yönleri nektar kaynağı hakkında bilgileri iletir. Dansın ne kadar sürdüğü, kaynağa olan mesafeye karşılık gelir ve arının vücudunun güneşe olan açısı da kaynağın yönünü gösterir. Bu son kısım bir süredir biliniyordu, hatta Avusturyalı zoolog Karl von Frisch, bu dansların anlamını ilk keşfeden kişi olması sebebiyle 1973’te Nobel Ödülü kazandı. 

Yakın dönemde yapılan araştırmalar, Fisch’in ortaya çıkardığı bu dans hakkındaki bilgileri tamamen açıklığa kavuşturdu ve daha fazlasını da ortaya çıkardı. Ek olarak aynı nektar kaynağını belirten arıların, bazen bu danslarını değiştirdikleri de fark edildi. 

Kısaca, çevrenizde bu şekilde hareketler yapan bir arı görürseniz onlara zarar vermeyin, sizinle değil nektar kaynaklarıyla meşguller.

Bilim İnsanları Bal Arılarının Evrensel Dilini Çözmeyi Başardı
Hackerlar Uyduları Kitle İmha Silahlarına Dönüştürebilirler Mi?

Hackerlar Uyduları Kitle İmha Silahlarına Dönüştürebilirler Mi?

Hayal edin, yarım saat sonra Dünya üzerinde bulunan bütün televizyon yayınları aynı anda kesiliyor. Bütün ekranlarda aynı maskeli kişi görünüyor ve şunları diyor; “Merhaba dünya, az önce yörüngedeki 2666 uydunun tamamını hackledik ve bunu kanıtlamak için 5 dakika içerisinde rastgele bir ülkeye uydu düşüreceğiz.” ve yayın geri gelir.

Korkunç! Ne yapmalıyız, onlarla savaşalım mı? Fidye mi vermeliyiz? Aslında pek bir önemi yok, sonuçta bütün bunlar hayal ettiğimiz bir senaryodan daha fazlası olamaz. Hadi olsa olsa en fazla bir felaket filmi olur diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz! 

Şimdilik Yörüngemizde Dolaşan 2666 Uydu Var

William Akoto, Denver Üniversitesinde çalışan bir siber çatışma uzmanı ve hackerların gerçekten de yörüngede bulunan uyduların bir kısmını ele geçirebileceği konusunda endişe verici bir makale yayınladı. UCS’e göre şu an yörüngede 2666 uydu var ancak Amazon ve OneWeb gibi büyük şirketler birkaç ay içerisinde binlerde uyduyu daha göndermeyi planlıyor.

SpaceX ise 10 yıl içerisinde 42bin uyduyu yörüngeye yerleştireceğini açıkladı. Uzayın uyduyla dolup taşacağı yakın geleceğimizde hackerların bu uyduların bir kısmını hacklediğini düşünün. Onları kapatabilirler, cep telefonumuzdaki konuşmalarımızı dinleyebilirler ve hatta isterlerse onların dünyaya çakılması için rotalarını bile değiştirebilirler. Peki gerçekten de öyle mi?

Hackerlar Uyduları Kitle İmha Silahlarına Dönüştürebilirler Mi?

Uydular Şaşırtıcı Derecede Basit!

Peki, hacklenen bir uyduya nasıl erişilir? Öncelikle şunu bilmek gerek, bir uydunun uzayda dolaşmayı sevmesi onun karmaşık bir yapıya sahip olduğu anlamına gelmiyor. Ülkeler ve şirketler her zaman devasa uydular göndermez. Örnek olarak SpaceX’in Starlink projesinde kullanacağı uydular çok ufak boyutlara sahip, yani boyut tamamen amaca bağlı olarak değişiyor.

Tabi ki devasa bütçelere sahip SpaceX dışında uzaya uydu yollayan onlarca şirket ve ülke de mevcut. Ayrıca bu kadar değişik üreticinin ekonomik şartlarını düşündüğümüzde, bu uyduların yapımında kullanılan malzemeler de değişkenlik gösterecektir.

Bu bahsettiğimiz daha basit ve daha küçük olan uyduların yapımında maliyeti azaltmak için açık kaynak kodlu teknolojiler ve herkesin satın alabileceği malzemeler kullanılır. İşte güvenlik sorunu tam da burada baş gösteriyor. Bu teknolojilere ve parçalara herkes erişebiliyorsa, hackerlar da erişebilir!

Tek yapmaları gereken aynı malzemelere ulaşmak ve nasıl kullanacaklarını anlamak. Bu aşamadan sonra Dr. Akoto, hacklemenin uyduları kontrol eden yer istasyonlarındaki güvenlik açıklarını kötüye kullanmak kadar basit olabileceğinden ve hatta sadece bir uydu anteni kurarak uyduya kötü amaçlı yazılıma sahip sinyal gönderebileceklerinden endişeleniyor.

Gerçekleşmez Demeyin, Daha Önce Yaşandı

Şunu da hatırlamak gerekiyor ki bu senaryo daha önce yaşandı. 2009 yılında Terra AM-1 isimli NASA ya ait yeryüzü gözlem uydusun kontrolü 9 dakikalığına tamamen hackerlara geçmişti ancak onlar bu uyduyla bir şey yapmamayı seçtiler, ya da en azından biz öyle biliyoruz.

Peki uydu şirketleri güvenliklerini daha gelişmiş yapamaz mıydı? Şüphesiz yapabilirlerdi ancak rekabetin önünde kalabilmek için maliyetlerini düşürmek zorunda kaldıklarını görünce bu güvenlik olayını biraz tozlu raflara kaldırmışlar gibi görünüyor. 

Sizce böyle bir felaketin önüne geçebilmek için neler yapılması gerekiyor?

Hackerlar Uyduları Kitle İmha Silahlarına Dönüştürebilirler Mi?

Hackerların Dünyasından Tüyler Ürpertici Suç Hikayeleri

Bilgisayar, internet, sosyal medya hesaplarımız… Hepimiz büyük verinin bir parçasıyız. Peki parçası olduğumuz büyük veri ne anlama geliyor ve birilerince nasıl kullanılıyor? İnternetin icadından bu yana bilişim dünyasında çok şey yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Bunların bir kısmını da tabii büyük skandallar oluşturuyor. Biz de parçası olduğumuz sistemde neler olup bittiğine dair sorularımıza bilişim suçları belgeselleri ile cevap arıyoruz. İyi seyirler!

The Great Hack

IMDb: 7.0 | 2019 | Film | Netflix

Bilişim Suçları Belgeselleri | The Great Hack

The Great Hack belgesel filmi, yakın zamanda pek çoğumuzun da takip ettiği, Cambridge Analytica skandalını ele alıyor. Belgesel, ABD Başkanlık Seçimleri’ni etkileme amacıyla kullanıcıların fikirlerini değiştirmek için kasıtlı olarak bir algoritmanın kullanılmasını ve bu durumdan etkilenen, içerisinde yer alan kişilerin hikayelerini anlatıyor. Bedava olduğunu sandığımız sosyal medya hesaplarımızın asla bedava olmadığını anladığımız o an’ın belgeseli diyebiliriz. Büyük veri denilen hikayenin arka yüzünü anlayabilmek için izlenmesi gereken yapımlardan biri.

Citizenfour

IMDb: 8.0 | 2014 | Film

Bilişim Suçları Belgeselleri | Citizenfour

Citizenfour, Amerika’nın ve hatta tüm dünyanın en büyük skandallarından biri olan, NSA’nın anayasayı ihlal ederek hiçbir yasal dayanak olmaksızın sıradan insanlardan devlet yöneticilerine kadar dünyanın her yerinden bir sürü insanı dinlediğini, internet haberleşmelerini izlediğini ifşa eden eski NSA çalışanı Edward Snowden’ın hayatına odaklanıyor. 2013’ün sonlarında tüm dünyada büyük yankı uyandıran, büyük teknoloji şirketlerine kadar uzanan skandalı, Luke Harding‘in yazdığı Snowden Dosyası isimli kitaptan da okuyabilirsiniz. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ettiğimiz belgesel, Oscar da dahil olmak üzerine pek çok ödülün sahibi diye de ekleyelim.

We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks

IMDb: 6.9 | 2013 | Film

Bilişim Suçları Belgeselleri | We Steal Secrets

Alex Gibney tarafından yazılıp yönetilen belgesel film We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks (Sırları Çalıyoruz: WikiLeaks’in Öyküsü), Julian Assange’ın kurduğu ve Amerika’nın en büyük güvenlik skandalına sebep olan WikiLeaks’in hikayesini ve ödenen bedelleri anlatıyor.

Risk

IMDb: 6.3 | 2017 | Film  | Netflix

Bilişim Suçları Belgeselleri | Risk

Laura Poitras tarafından yönetilen 2017 yapımı Risk de yine WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ı ve yaşadıklarını dramatik açıdan anlatıyor. Daha yakın tarihli bir belgesel olduğu için WikiLeaks’in yakın zamandaki eylemlerini de öğrenebileceğiniz bir yapım.

Deep Web

IMDb: 7.0 | 2015 | Film

Bilişim Suçları Belgeselleri | Deep Web

Alex Winter’ın yazıp yönettiği Deep Web, internetin karanlık tarafına odaklanıyor. Belgeselin merkezinde Ross Ulbricht’in kurucusu olduğu, yasa dışı uyuşturucu ve türevi ürünlerin / hizmetlerin pazar alanı Silk Road (İpek Yolu) yer alıyor.

TPB AFK: The Pirate Bay Away From Keyboard

IMDb: 7.5 | 2013 | Film

Bilişim Suçları Belgeselleri | TPB AFK

Simon Klose tarafından yönetilen TPB AFK belgeselinde, torrent sitesi The Pirate Bay’in kurucuları, şirkete açılan dava sürecinde neler yaşadıklarını anlatıyor.

Terms and Conditions May Apply

IMDb: 7.3 | 2013 | Film

Bilişim Suçları Belgeselleri | Terms and Conditions May Apply

Cullen Hoback’ın yönettiği Terms and Conditions May Apply, veri gizliliğini konu alıyor ve Google, Facebook gibi şirketlerin kullanıcılarından ne tür bilgileri topladıklarını araştırıyor. Teknolojinin ve dijital dünyanın gelişme hızını düşünürsek güncelliğini yitirmiş gibi görünse de şirketlerin ve hükûmetlerin nasıl bir mantıkla veri topladığını anlamak için izlenebilir.

Tarih Boyunca Türklerin Kullandığı Alfabeler Hangileridir?

İnsanlar, alfabeyi keşfettikten sonra yaşanılan dönemlerle ilgili yazılı kanıtlar oluşturmuştur. İlk alfabenin keşfinden sonra zamanla yeni alfabeler türetilmiştir. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan toplumlar, kendi kültürlerine ve dinsel inançlarına göre yeni alfabelerin doğmasına neden olmuştur. Türklerin kullandığı alfabeler bugüne kadar zaman içerisinde gelişim ve değişimler göstermiştir.

Türkler, tarih boyunca ve farklı dönemlerde, İslamiyetten önce ve sonra birçok defa devlet kurmuş ve kurdukları devletlerde yeni alfabelerin oluşmasını sağlamışlardır. Yaşanılan gelişmeler sayesinde, konuşulan dillere yeni kelimeler ve harfler eklenerek, kullanılan alfabenin gelişmesi sağlanmıştır. Tarihte Türk devletleri tarafından oluşturulmuş alfabeler mevcuttur. Devletlerarası kültürel etkileşimlerle farklı alfabelerin ortaya çıktığı ve bazı değişimlerin yaşandığı görülmektedir.

İlk Alfabenin Bulunması

İnsanlar, alfabe bulunmadan önce çeşitli sembol ve resimler yaparak bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Geçmiş tarih ve alfabenin doğması ile ilgili yapılan araştırmalarda, M.Ö 3200 yıllarında mezar taşlarına soldan sağa doğru yazılmış kanıtlar tespit edilmiştir. Mısır’da bulunan mezar taşlarına, kazıma yapılarak yazıldığı keşfedilmiştir. Dünya genelinde ilk alfabe yazı sistemi olarak Proto-Sinait sistemi kabul edilmektedir.

İlk alfabe bulunduğunda, çeşitli sesli ve ünsüz harflerin olmadığı bunlar yerine sembollerin kullanıldığı görülmüştür. Fenike deniz tüccarları tarafından dünyanın birçok yerine yayılması sağlanmıştır. M.Ö 1200 yıllarında Fenike alfabesi oluşmuş ve bu alfabede toplam 22 sembol yer almıştır. Yazması ve öğrenmesi kolay bir alfabe olduğu için yaygın kullanılmaya başlanmıştır.

Türklerin Kullandığı Alfabeler

Türklerin kullandığı alfabeler, tarihten günümüze kadar 5 faklı alfabe olarak karşımıza çıkmaktadır. Alfabeler sayesinde, geçmiş dönemden günümüze birçok eser kalıntısı ulaşmıştır.

Türklerin geçmişten günümüze kadar kullandığı tüm alfabeler sırasıyla şunlardır;

  • Göktürk (Orhun) Alfabesi
  • Uygur Alfabesi
  • Arap Alfabesi
  • Kiril Alfabesi
  • Latin Alfabesi

Her alfabenin kendisine göre özellikleri vardır. Türkler tarafından kullanılan bu alfabelerin her birisinde, harf sayısı, sesli ve sessiz harfler, birleşik harfler farklıdır. Diller arasındaki diğer farklı özellik ise yazının yazım yönüdür. Bazı alfabelerde, soldan sağa yazılırken, bazı alfabelerde ise sağdan sola doğru yazılmaktadır. Alfabelerin farklı olması ve yeni alfabelerin doğması, kültürel etkileşimlere ve yaşam şartlarının değişmesine bağlıdır. İşte Türklerin kullandığı alfabeler ve özellikleri;

Göktürk (Orhun) Alfabesi

Türklerin Kullandığı Alfabeler: Göktürk (Orhun) Alfabesi

Türk tarihi ile ilgili yapılan araştırmalarda, kısaca Türklerin İslamiyetten önce kullandığı alfabeler arasında bilinen en eski yazı örnekleri, Göktürk alfabesine aittir. Bu yazı örnekleri, Bilge Kağan, Kül Tigin ve Bilge Tonyukuk yazıtları olarak keşfedilmiştir. Göktürk alfabesinin M.S 8. Yüzyıl başlarında kullanıldığı ve en eski Türk alfabesi olduğu bilinmektedir.

Göktürk alfabesini, Türklerden sonra bazı değişiklikler yaparak, Hazarlar, Bulgarlar, Sekeller ve Peçeneklerde kullanmaya başlamıştır. Türkler tarafından kullanılmaya başlanan Göktürk alfabesi ile yazılan yazıtlar incelendiğinde, daha çok milli duyguların barındırıldığı görülmüştür.

Tarihi süreçte, kullanılmaya başlayan her alfabe yeni doğacak alfabelere öncülük etmiştir. Göktürk alfabesine benzer Yenisey alfabesi oluşturulmuş ve Sibirya bölgelerindeki topluluklar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Türkler, tarihi başarılarını ve milli duygularını, çeşitli taşlar üzerine kazıyarak yazmış ve günümüze kadar bu eserlerin kalmasını sağlamışlardır.

Göktürk Alfabesinin Özellikleri

Göktürk alfabesi, İslamiyetten önce Türklerin kullandığı alfabeler arasında ilk milli alfabe olarak yerini almaktadır. Tarihte sadece Türkler tarafından kullanılmış ve yazılan eserler, Göktürk ya da Orhun yazıtları olarak bilinir. Göktürk alfabesinde toplam 38 harf bulunmaktadır. Harflerin, 4’ü sesli, 31’i sessiz ve 3’ü çift ünsüz harflerdir.

Yazılarda, büyük ve küçük harf yoktur. Sağdan sola doğru yazıldığı ve bu şekilde okunduğu görülmektedir. Göktürk alfabesini, Göktürkler, Hunlar ve diğer Türk kavimleri kullanmış zaman içerisinde yeni eklemeler yapmışlardır. Alfabede kullanılan tek noktalama işareti, iki nokta üst üste (:) işaretidir. Türkler, İslamiyet’i kabul ettikten sonra bu alfabeyi kullanmayı bırakmıştır.

Uygur Alfabesi

Türklerin Kullandığı Alfabeler: Uygur Alfabesi

Tarihte, eski Türklerin kullandığı alfabeler arasında yer alan Uygur alfabesi, Göktürk Kağanlığının yıkılması ve Uygur Kağanlığının kurulmasından sonra türetilmiştir. Önceden kullanılan, Türk alfabelerindeki ses ihtiyacının karşılanması için Soğdian’dan türetilmiştir. Uygun Kağanlığına bağlı hanlıkların bazıları Budizm, bazıları Mani dinini seçmiş ve bu alfabe ile dini esaslarını anlatmaya çalışmışlardır. Uygur alfabesi ile yazılmış yazı örneklerine 8. Yüzyıl dönemlerinde rastlanılmaktadır. Tarihte, kâğıt ve matbaayı kullanan ilk Türk kavmi Uygurlar olmuştur. Kağıda yazıldığı için Uygur devleti yıkıldıktan sonraki dönemlerde de uygun alfabesi kullanılmaya devam edilmiştir.

Uygur Alfabesinin Özellikleri

Uygur alfabesi, Türklerin kullandığı alfabeler sıralamasında ikinci sırada yer almaktadır. Göktürk devleti yıkıldıktan sonra kurulan Uygur devleti tarafından isimlendirilmiştir. Uygur alfabesinin özellikleri incelendiğinde, 18 adet sembol ve işaretin yer aldığı görülmektedir. Alfabede 4 sesli harf bulunmaktadır. Yazılar, sağdan sola doğru yazılır ve Z harfi hariç diğer harfler birbirine birleşik olarak yazılır. Uygun alfabesinin kökeni, Soğdain’dir ve Uygurlar tarafından Türkçeye uyarlanarak kullanılmaya başlanmıştır.

Uygur devletinde, yazı yazan katiplere, bakşıgeri, bakşı, serbahşı gibi adlar verilmiştir. Türk kavimleri tarafından uygur alfabesi, İslamiyet’ten önce ve sonraki dönemlerde de kullanılmaya devam edilmiştir. Uygur alfabesi kullanılarak yazılan metinlerin. 9. Yüzyıla ait olduğu bilinmektedir. Uygur alfabesi, Timur İmparatorluğu devletleri tarafından da kullanılmış ve edebiyat, sanat, hukuk ve din alanda eserler yazılmıştır.

Arap Alfabesi

Türklerin Kullandığı Alfabeler: Arap Alfabesi

10. yüzyıldan sonra Türkler İslamiyet’i kabul etmiş ve bu tarihten sonra kurulan Türk devletlerinde Arap alfabesi kullanılmaya başlanmıştır. Türklerin kullandığı alfabeler incelenirken, Arap alfabesinin 1928 harf devrimine kadar, Türk devletleri tarafından kullanıldığı görülmektedir. Tarihte, Karahanlılar, Arap alfabesini ilk kullanan Türk Devletidir.

Arap alfabesi, 28 harften oluşmaktadır. Türkçe ses uyumunun sağlanabilmesi için alfabeye bazı eklemeler yapılmıştır. Eklemeler sonrası, harf sayısı 36 olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Arap alfabesi kullanılmaya devam edilmiştir. Çoğu zaman Arap ve Fars alfabesindeki bazı harflerin birlikte yazılması ile Osmanlıca dili doğmuştur. Osmanlıca ayrı bir dil değildir. Türkçe dilidir ve çeşitli gelişmelere maruz kalmıştır.

Arap Alfabesinin Özellikleri

Türklerin, İslamiyet’i benimsemeleri, Talas savaşından sonra olmuştur. Kitleler halinde İslamiyet’e geçen Türkler, dini kavramları öğrenebilmek için Arap alfabesini kullanmaya başlamıştır. Türklerin kullandığı alfabeler farklı harf ve ses özelliklerine sahiptir. Arap alfabesinde 28 harf bulunuyor. Arap alfabesi, Türkçedeki bazı ses özelliklerini karşılamamaktadır. Bunun için uygun eklemeler yapılmıştır.

Arap alfabesi sağdan sola doğru yazılmaktadır. Alfabede yer almayan p, ç, j gibi harfler, Türkçe ses uyumu için sonradan eklenmiştir. Arap alfabesi tamamen ünsüz harflerden oluşmaktadır. Ünsüz harfler, yazıdaki yerine göre sesli harf olarak telaffuz ediliyor. Arap alfabesinde noktalama kuralları ve büyük küçük harf ayrımı yoktur. Arap alfabesi ile Türk – İslam tarihinde çok sayıda eser yazılmıştır.

Kiril Alfabesi

Türklerin Kullandığı Alfabeler: Kiril Alfabesi

Türklerin kullandığı alfabeler yaşanılan bölgelere ve kültürel etkenlere göre değişmiştir. Kiril alfabesi kullanılan alfabelerden birisidir. Kiril alfabesi, yunan alfabesinden türemiş ve Sovyetler Birliği zamanında kullanılmaya başlanmıştır. Sovyetler birliğine bağlı Türk devletleri ve Slav devletlerinde zorunlu olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Sovyetler Birliğinin 1991 yılında yıkılmasından sonra Türk devletlerinin bazıları Latin alfabesine geçiş yapmıştır. Türklerin tarih boyunca kullandığı alfabelerin çoğu sağdan sola doğru yazılırken, kiril alfabesi, soldan sağa doğru yazılıyor. Rusya topraklarında kullanılan kiril alfabesi, bu topraklarda yaşayanlara zorla kabul ettirilmiştir. Günümüzde de bazı Türk devletlerinde kiril alfabesi kullanılmaya devam etmektedir.

Kiril Alfabesinin Özellikleri

Kiril alfabesinin de kendisine özel birçok özelliği vardır. Sovyetler Birliği, Türklerin birlik olmasını önlemek için kiril alfabesini tek alfabe olarak kullanmaya zorlamıştır. Kiril alfabesinde, farklı şekiller ve semboller çokça bulunmaktadır. Türk topluluklarının 20 çeşit kiril alfabesi kullandığı bilinmektedir. Türklerin kullandığı alfabeler arasında, kiril alfabesi en fazla sesli harf bulunduran alfabe olarak yer almaktadır.

Kiril alfabesinde toplam 38 harf bulunmakta ve bu harflerin 11’i sesli harftir. Soldan sağa doğru yazılır. Türk devletlerinden olan Kazakistan, Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra kazak alfabesine geçiş yapmıştır. Çoğu topluluk latin alfabesine geçiş yaparak günümüzde, kiril alfabesini terk etmiştir.

Latin Asıllı Türk Alfabesi

Türkler, alfabenin doğuşundan itibaren, farklı alfabeler kullanmıştır. İslamiyet’i kabul eden Türk toplulukları Arap alfabesini kullanmaya başlamış ve 1 Kasım 1928 yeni Türk harflerinin kabulü ve tatbiki kanunu ile Arap alfabesinden latin alfabesine geçiş yapmıştır. Türkçe dil seslerinin latin alfabesinde birebir karşılanmaması, yeni eklemelerin yapılmasına neden olmuştur. Bunun için günümüzde kullanılan alfabeye, latin asıllı Türk alfabesi ya da Türkçe latin alfabesi denilmektedir.

Kullanılan harflerin büyük bir bölümünün latin alfabesine ait olması, kullanılan alfabenin latin olarak anılmasına neden olmaktadır. Birçok ülke kendi ses özelliklerine göre latin alfabesine eklemeler yaparak kullanmaya devam etmekte ve kendi alfabelerini oluşturmaktadır. Latin alfabesi sayesinde Türkçe ifadeler kolaylıkla kullanılabilmektedir. Türk alfabesi oluşturularak, yazı ve konuşma dilindeki imla kargaşası ortadan kaldırılmıştır.

Latin Alfabesinin Özellikleri

Günümüzde, Türklerin tarihte ve günümüzde kullandığı alfabeler arasında en çok latin alfabesi bilinmektedir. Türklerin latin alfabesine geçiş yapmasının en büyük nedeni, Arap alfabesinin Türkçe yapısını karşılamamasıdır. Latin alfabesini kullanan ilk Türk devleti Azeriler olmuş ve 1925 yılında kullanmaya başlamışlardır. Latin asıllı Türk alfabesi, 29 harften oluşmaktadır. 8 adet sesli 21 adet sessiz harf mevcuttur. Latin alfabesinde bulunmayan ve Türkler tarafından “ç, ğ, ş, ü, ö” harfleri eklenmiştir.

Latin alfabesinde yer alan “w, x, q” harfleri, Türkçe dil yapısında yer almadığı için alfabeden çıkartılmıştır. Solda sağa doğru yazılmaktadır. Harfler, kelime yapısına göre bitişik ya da ayrı yazılabilmektedir. Türkler tarafından kullanılmaya başlayan latin alfabesinin hem öğrenilmesi hem de kullanılması daha kolaydır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra insanların okuma yazmayı kolay öğrenebilmesi için latin alfabesine geçiş yapılmıştır. Ülkemizde, 1928 yılından günümüze latin alfabesi kullanılmakta ve tüm eserler bu alfabe ile yazılmaktadır.

Oscar Ödüllü Belgeseller (1990-2020)

Oscar ödüllü belgeseller ile 30 yıllık süreci mercek altına alıyoruz…

Academy of Motion Picture Arts and Sciences (Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi) tarafından yılda bir kez verilen Akademi Ödülleri ya da daha yaygın ismiyle Oscar Ödülleri, 1929 yılından bu yana birçok farklı başlıkta sinema sektörüne emek veren kişilere veriliyor.

En İyi Belgesel Film de bu başlıklardan biri. Akademi Ödülleri uluslararası anlamda dünyanın en saygın ödüllerinden biri olduğu için biz de 1990 yılından bu yana Oscar Ödülü almış belgeselleri, kısa tanıtımlarıyla birlikte listeledik.

Her yıl heyecanla Akademi Ödülleri’ni takip eden biriyseniz seneler içinde hangi belgesellerin ya da ne tür yapımların ödül aldığını keşfedebilirsiniz. Bu vesileyle 2020 yılının en iyi filmlerini ödüllendirecek olan 93. Akademi Ödülleri’nin pandemi sebebiyle 25 Nisan 2021 tarihine ertelendiğini de eklemiş olalım. İyi seyirler!

American Factory

IMDb: 7.4 | 2019 | Netflix

Oscar Ödüllü Belgeseller | American Factory

2020 En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü kazananı American Factory, 2008 krizinin ardından Ohio’daki insanların en önemli gelir kaynağı olan General Motors fabrikasının Çinli bir milyarder tarafından satın alınması ve ardından yaşan ciddi işçi-patron çatışmalarını ele alıyor.

Free Solo

IMDb: 8.2 | 2018

Oscar Ödüllü Belgeseller | Free Solo

Free Solo, profesyonel dağcı Alex Honnold’ın Yosemite Ulusal Parkı’ndaki El Capitan’a yaptığı 3 saat 56 dakika süren ipsiz ve son derece tehlikeli tırmanışın hikayesini anlatıyor.

Icarus

IMDb: 7.9 | 2017 | Netflix

En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü | Icarus

2018 yılı En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü sahibi belgesel, Bryan Fogel’in spor dünyasında doping olayını araştırmaya başlamasını ve ardından tesadüfi diyebileceğimiz bir şekilde büyük bir skandalı açığa çıkarması sürecini ele alıyor.

O.J.: Made In America

IMDb: 8.9 | 2016 | 5 Bölüm (7 saat)

En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü | O.J.: Made In America

O.J.: Made In America, Amerika tarihinin en büyük davalarından biri olan, aylarca süren ve televizyon kanallarında yayınlanan, Amerikan futbolu oyuncusu O.J. Simpsons’ın eski eşi Nicole ve Ron Goldman’ı öldürmekle suçlandığı ve 92 olaylarının da etkisiyle amacından saparak ırkçılık zeminine taşınan dava sürecini ele alıyor.

Amy

IMDb: 7.8 | 2015

En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü | Amy

2016 yılı En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü sahibi Asif Kapadia belgeseli, Amy Winehouse’un hayatını, çocukluğundan itibaren tamamen arşiv görüntülerinin kurgulanmasıyla anlatılıyor.

Citizenfour

IMDb: 8.0 | 2014

Oscar Ödüllü Belgeseller | Citizenfour

Citizenfour, Amerika’nın en büyük skandallarından biri olan NSA’nın hiçbir yasal dayanak olmaksızın ve anayasayı ihlal ederek sıradan insanlar da dahil hemen herkesi dinlediğini ifşa eden eski NSA çalışanı Edward Snowden’ın hayatını anlatıyor.

20 Feet from Stardom

IMDb: 7.4 | 2013

Oscar Ödüllü Belgeseller | 20 Feet from Stardom

20 Feet from Stardom, sahnenin görünmez kahramanları vokalistlerin hikayelerine odaklanıyor.

Searching for Sugar Man

IMDb: 8.2 | 2012

Oscar Ödüllü Belgeseller | Searching for Sugar Man

2013 En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü kazananı Searching for Sugar Man, 1970’li yıllarda Detroit’li bir folk şarkıcısı olan Sixto Rodriguez’in farkında olmadan kendi ülkesinde değil de Güney Afrika’da popülerleşmesi, hatta bir efsaneye dönüşmesi sürecini ve sanatçının hayatını anlatıyor.

Undefeated

IMDb: 7.7 | 2011

En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü | Undefeated

Undefeated, maddi imkansızlıklara ve teknik yetersizliklere rağmen yeni koçları Bill Courtney sayesinde yükselişe geçen Amerikan futbol takımı Manassas Tigers’ın ilham veren hikayesini işliyor.

Inside Job

IMDb: 8.2 | 2010

En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü | Inside Job

Inside Job belgeselinde, 2008 yılında Amerika’da yaşanan, milyonlarca insanın işsiz kalmasına ve çok zor şartlarda yaşamasına sebep olan ekonomik kriz, farklı boyutlarıyla çarpıcı bir şekilde ele alınıyor.

The Cove

IMDb: 8.4 | 2009

Oscar Ödüllü Belgeseller | The Cove

2010 yılı En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü kazananı The Cove, bir grup aktivist, sinemacı ve dalgıcın, eski yunus eğitmeni Ric O’Barry liderliğinde Japonya’daki Taijii bölgesine giderek burada gayet yasal bir şekilde yapılan balina katliamını ortaya çıkardığı süreci anlatıyor.

Man on Wire

IMDb: 7.7 | 2008

En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü | Man on Wire

Man on Wire, 1974 yılında New York’taki İkiz Kuleler arasında hiçbir önlem almadan ip üstünde yürümüş olan Philippe Petit’in bu “Yüzyılın Sanatsal Suçu”na nasıl hazırlandığını, neler hissettiğini anlatıyor.

Taxi to the Dark Side

IMDb: 7.4 | 2007

Oscar Ödüllü Belgeseller | Taxi to the Dark Side

Taxi to the Dark Side, Amerikan askerlerinin Afganistan ve Irak’ta kullandıkları acımasız sorgu tekniklerinin bir uzantısı olan 2002’de işkence edilerek öldürülen bir taksicinin hikayesini işliyor.

An Inconvenient Truth

IMDb: 7.4 | 2006

En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü | An Inconvenient Truth

An Inconvenient Truth, tüm dünyanın ortak problemi olan iklim değişikliği ve küresel ısınma konusunu ele alıyor.

March of the Penguins

IMDb: 7.5 | 2005

En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü | March of the Penguins

March of the Penguins belgeselinde, Antarktika’daki imparator penguenlerin her yıl Mart ayında tekrarlanan yolculuğunun hikayesi anlatılıyor.

Born Into Brothels: Calcutta’s Red Light Kids

IMDb: 7.2 | 2004

En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü | Born Into Brothels

2005 yılı En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü sahibi Born Into Brothels belgeseli, Kalküta’da seks işçiliği yapan kadınların çocuklarıyla olan ilişkisini ve iletişimini anlatıyor.

The Fog of War

IMDb: 8.2 | 2003

En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü | The Fog of War

The Fog of War belgeseli, hem John F. Kennedy hem de Lyndon B. Johnson’ın başkanlık dönemlerinde Savunma Bakanı olarak görev almış Robert McNamara’nın Amerika’nın politikalarına dair görüşlerini inceliyor.

Bowling for Columbine

IMDb: 7.9 | 2002

Oscar Ödüllü Belgeseller | Bowling for Columbine

Bowling for Columbine, Amerika’da sıklıkla yaşanan silahlı saldırıları inceleyerek bu silahlı şiddetin köklerine iniyor.

Murder on a Sunday Morning

IMDb: 7.9 | 2001

Oscar Ödüllü Belgeseller | Murder on a Sunday Morning

Murder on a Sunday Morning, 15 yaşındaki Afrika kökenli Amerikalı bir gencin, işlemediği cinayetlerle suçlandığı bir dava sürecini konu alıyor.

Into the Arms of Strangers: Stories of the Kindertransport

IMDb: 7.7 | 2000

Oscar Ödüllü Belgeseller | Into the Arms of Strangers

Into the Arms of Strangers, 1930’lu yılların sonuna doğru Nazi Almanyasından gizlice kaçırılan 9300 çocuğun hikayesini anlatıyor.

One Day in September

IMDb: 7.8 | 1999

En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü | One Day in September

2000 yılı En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü sahibi One Day in September, Filistinli terör örgütü Black September (Kara Eylül)’ın 1972 yılında Münih’te gerçekleşen olimpiyatlarda İsrailli sporcuları rehin alması olayını anlatıyor.

The Last Days

IMDb: 7.6 | 1998

En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü | The Last Days

The Last Days, Auschwitz’den kurtulabilen 5 kişinin hikayesi üzerinden geniş bir bakış açısıyla soykırımı inceliyor.

The Long Way Home

IMDb: 7.4 | 1997

Oscar Ödüllü Belgeseller | The Long Way Home

The Long Way Home belgeseli, II. Dünya Savaşı’ndan sonra İsrail devletinin kurulma hikayesini konu alıyor.

When We Were Kings

IMDb: 8.0 | 1996

Oscar Ödüllü Belgeseller | When We Were Kings

When We Were Kings, 1974 yılında Zaire’de Muhammad Ali ve en büyük rakiplerinden biri olan George Foreman arasında gerçekleşen efsane boks maçını anlatıyor.

Anne Frank Remembered

IMDb: 8.0 | 1995

Oscar Ödüllü Belgeseller | Anne Frank Remembered

Belgeselde, Anne Frank’in Günlüğü adlı kitabın daha doğrusu günlüğün sahibi, soykırım kurbanı Anne Frank ve ailesinin hikayesi anlatılıyor.

Maya Lin: A Strong Clear Vision

IMDb: 7.3 | 1994

Oscar Ödüllü Belgeseller | Maya Lin

1995 yılı En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü kazananı A Strong Clear Vision belgeseli, Vietnam Memorial Wall ve Civil Rights Memorial gibi anıtların ünlü tasarımcısı Maya Lin’in hayatını ele alıyor.

I Am a Promise: The Children of Stanton Elementary School

IMDb: 7.1 | 1993

Oscar Ödüllü Belgeseller | I Am a Promise

I Am a Promise, Philadelphia’daki bir okulunda öğretmenlerin yaşadıkları zorlukları ve öğrencileriyle kurdukları iletişimi anlatıyor.

The Panama Deception

IMDb: 7.6 | 1992

En İyi Belgesel Film Akademi Ödülü | The Panama Deception

The Panama Deception belgeseli, ABD’nin 1989 yılındaki Panama işgalinin perde arkasını ve medyanın süreçteki rolünü irdeliyor.

In the Shadow of the Stars

IMDb: 6.3 | 1991

Oscar Ödüllü Belgeseller | In the Shadow of the Stars

San Francisco Operası’nı odağına alan In the Shadow of the Stars belgeseli, büyük yıldızlara değil de koro üyelerinin hayatlarına odaklanıyor.

American Dream

IMDb: 7.8 | 1990

En İyi Belgesel Film Oscar Ödülü | American Dream

American Dream belgeselinde 1985-86 yıllarında Austin’daki Hormel Foods işçilerinin başlattığı 6 aylık grev ve bu grevin sonuçları inceleniyor.

Common Threads: Stories from the Quilt

IMDb: 7.8 | 1989

Oscar Ödüllü Belgeseller | Stories from the Quilt

Rob Epstein ve Jeffrey Friedman tarafından yönetilen, anlatıcılığını Dustin Hoffman’ın üstlendiği belgesel film, AIDS yüzünden hayatını kaybeden insanları anmak için yapılmış NAMES Project AIDS Memorial Quilt’in hikayesini merkeze alarak sayılardan ibaret olmayan insanların yaşamlarını görünür kılıyor. O dönemlerde Amerika’da devlet ve dini otoritelerin AIDS ile ilgili tutumunu ve bireylerin verdikleri mücadeleleri güncel olarak Pose dizisinde de görebilirsiniz.